Kayitli Istihdam Ve Kazanimlari Eğitimi

Kaan SAKA

TÜİSAG Kurucusu
Admin
Katılım
17 Ara 2010
Mesajlar
3,012
Tepki puanı
3,476
Medeni hal
Evli
Meslek
Uzman (B)
KAYITLI İSTİHDAM VE KAZANIMLARI EĞİTİMİ
BAFRA KAYITLI İSTİHDAMIN ÖZENDİRİLMESİ PROJESİ EĞİTİM PROGRAMLARI
(8 SAAT)
Eğitimi Veren: Prof.Dr.Birol ELEVLİ
2
İÇİNDEKİLER
İÇİNDEKİLER ...................................................................................................................... 2
BÖLÜM 1 TANIMLAMALAR ............................................................................................. 5
1.1. İŞGÜCÜ TANIMLAMALARI ....................................................................................... 5
1.2. KAYIT DIŞI EKONOMİ .............................................................................................. 11
1.2.1 Tanımı ............................................................................................................ 11
1.2.2 Kayıt Dışı Ekonominin Unsurları .................................................................. 11
1.2.3. Kayıt dışı Ekonomiye Yol Açan Faktörler ..................................................... 14
1.2.4. Kayıt dışı Ekonominin Sonuçları ................................................................... 25
1.3. KAYIT DIŞI İSTİHDAM................................................................................. 32
1.3.1.Tanım ......................................................................................................... 32
1.3.2. Kayıt dışı İstihdamın Türleri ...................................................................... 36
1.3.3. Kayıt dışı İstihdamın Nedenleri ................................................................. 37
1.3.4. Kayıt dışı İstihdamın Yaygın Olduğu sektörler .......................................... 38
BÖLÜM 2 KAYIT DIŞI İSTİHDAMIN OLUMSUZ ETKİLERİ ........................................ 41
2.1. Genel................................................................................................................ 41
2.2. Ülke ekonomisi üzerine etkisi ........................................................................... 41
2.3. Kayıt dışı işçi/eleman çalıştıran işyerlerine olan etkileri.................................... 42
2.4. Kayıt Dışı İstihdamın Çalışanlar Üzerindeki etkileri ......................................... 46
BÖLÜM 3 KAYITLI İSTİHDAMIN KAZANIMLARI ...................................................... 47
YARARLANILAN KAYNAKLAR .................................................................................... 51
EK 1: .................................................................................................................................. 53
3
GİRİŞ
Kayıtlı istihdam ve kazanımlarının neler olduğunu anlayabilmek için öncelikle kayıtlı
istihdamın ve bunun tersi olan Kayıt dışı istihdamın neler olduğunu anlamak gerekir. Genellikle
yapılan çalışmaların büyük bir çoğunluğu Kayıt dışı istihdamın olumsuz yönlerinin neler olduğu
ve bu önlemek içineler yapılması gerektiği doğrultusundadır. Burada hareketle, kayıtlı
istihdamın kazanımları doğrudan kayıt dışı istihdamın önlenmesi ile oluşan kazanımlardır.
Kayıt dışı istihdam, kayıt dışı ekonominin çalışma hayatına yansıyan kısmı olup genel olarak,
kendi adına ya da bağımlı çalışanların çalışmalarının veya elde ettikleri ücret ve gelirlerin ilgili
kamu kurum ve kuruluşlarına hiç bildirilmemesi ya da eksik bildirilmesi olarak tanımlanır.
Kayıt dışı istihdam, ülke ekonomileri için birden bire ortaya çıkan bir sorun değildir. Kayıt dışı
istihdamın ortaya çıkmasında ve gelişmesinde ülkelerin sosyoekonomik yapıları büyük rol
oynamaktadır. Günümüzde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan bir çok ülke ekonomisi için
maddi ve manevi sorunlar üretmekte olan kayıt dışı istihdam çok boyutlu bir hal almıştır.
Ekonomi içerisinde kayıt dışı üretilen mal ve hizmetler büyük ölçüde kayıt dışı
çalışan/çalıştırılan kişilerce üretilmektedir. Ülkemizde de işveren ve çalışanlar özellikle
bürokratik işlemlerden, vergi ve sigorta prim yükümlülüklerinden kurtulmak amacıyla kayıt dışı
istihdam ilişkilerinde bulunmaktadırlar.
Kayıt dışı istihdam gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de başta tarım olmak üzere
hizmetler, inşaat ve imalat sektörlerinde yaygındır. Kayıt dışı istihdam faaliyetinde bulunanlar
genellikle işsizler, yabancı kaçak işçiler, ilk işlerinde kayıtlı olup ikinci işlerinde kayıtsız
çalışanlar, çalışan çocuklar, kadınlar ve sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık, malullük ve yetim
aylığı almakta olanlardır.
Kayıt dışı istihdamın büyümesinde küçük ve orta boy işletmelerin fazla olması ve bunların
büyük ölçüde kurumsallaşmamış olması önemli rol oynamaktadır. Ayrıca işsizlik, yoksulluk,
gelir dağılımının adaletsiz olması, bölgeler arası gelişmişlik farklılıkları, istihdam üzerindeki
mali yük ve bürokratik işlemlerin fazla olması, yasal ve idari düzenlemelerin katılığı, etkin
denetimin gerçekleştirilememesi, bilgilendirme ve bilinçlendirme faaliyetindeki eksiklikler,
piyasanın işgücü arzını emebilecek istihdamı yaratamaması ve yaşanan ekonomik krizler de
kayıt dışı istihdama neden olmaktadır.
Kayıt dışı istihdamın, ülkelerinin sosyo-ekonomik yapısına büyük zararlar verdiğini erken
kavrayan gelişmiş ülkeler, kayıt dışı istihdamla mücadele çalışmalarına II. Dünya Savaşı sonrası
dönemde başlamışlardır. Ülkemizde kayıt dışı istihdamla mücadele planlı olarak AB katılım
sürecinde başlatılmıştır. Bu konu ile ilgili olarak 4 Ekim 2006 Tarihli resmi gazetede yayınlanan
4
genelgenin(Ek1) konusu “Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele (KADİM) Projesi” olup, Valilik,
SGK, İŞKUR ve Maliye bakanlığı teşkilatına bu proje faaliyetlerini takip etme görevi
verilmiştir. Bu genelgeden sonra konu ile ilgili olarak çok sayıda çalışma ve proje yapılmış olup
bunlarla ilgili belgeler, bu raporun yararlanılan kaynaklar kısmında verilmiştir.
Yukarıda tanımlanan genelgeden sonra oluşturulan Yenilikçi Yöntemlerle Kayıtlı İstihdamın
Teşviki Hibe Programı tarafından desteklenen “Bafra Kayıtlı İstihdamın Özendirilmesi” projesi
kapsamında kayıtlı istihdamın kazanımlarının neler olabileceği eğitimi için bu ders notları
derlenmiştir. Bu nedenle ders notu formatında hazırlanan bu çalışmada, yararlanılan kaynaklar,
metin içinde değil de en sonda toplu olarak verilmiştir.
Ders notlarının, birinci bölümünde, işgücü, istihdam, kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı istihdam
ile ilgili çeşitli tanımlamalar ve bunlarla ilgili rakamsal verilere yer verilmektedir. İkinci
bölümde de, kayıt dışı istihdamın sebepleri ve etkileri derlenmiştir. Sonuncu bölümde ise,
istihdamın kayıt altına alınmasının birey, kurum ve ülke ekonomisine olacak yararları ile
kazanımlarının neler olabileceği yazılmıştır.
5
BÖLÜM 1 TANIMLAMALAR
1.1. İŞGÜCÜ TANIMLAMALARI
Bir ülkede çalışabilecek işgücü içinde olup da çalışanların ve işsizlerin toplamı o ülkenin
işgücünü ifade etmektedir. Bu tanımlamayı daha iyi kavrayabilmek için daha detaylı
tanımlamalara ihtiyaç vardır. Bir ülkede yaşayan bireyler belirli bir dönem içinde, çalışma
çağındaki ve çalışma çağı dışındaki nüfus olarak ikiye ayrılırlar. Bu tanımlamalardan önce
çalışma çağındaki nüfusu tanımlamak gerekmektedir. Bu tanımlamalar aşağıda verilmiştir:
a)Çalışma Çağındaki Nüfus: Bu tanımlama yapılırken belirli bir yaş sınırlamasından
hareket edilir. Genellikle, bu çağın alt sınırı, zorunlu temel eğitimin bitişini ifade
ederken; üst sınırı da emeklilik yaşına karşılık gelmektedir. Ülkeler arasında gerek
zorunlu temel eğitimin süreleri ve gerekse emeklilik yaşları konusundaki farklılıklar
çalışma çağındaki nüfusun uygulamada farklılaşmasına yol açmaktadır. Ancak, ülkeler
arasında yaygın olan yaş sınırları 15-64 yaşları arasıdır. Yani, 15+ yaşındaki kişiler
çalışma çağındaki nüfusu oluşturmaktadır. Çalışma çağındaki nüfus birde kurumsal
olmayan çalışma çağındaki nüfus olarak tanımlanmaktadır.
b) Kurumsal Olmayan Nüfus: Okul, yurt, otel, çocuk yuvası, huzurevi, özel nitelikli
hastane, hapishane, kışla ya da orduevinde ikamet edenler dışında kalan nüfusu ifade
etmektedir.
c) Kurumsal Olmayan Çalışma Çağındaki Nüfus: Kurumsal olmayan nüfus içerisinde
olup 15 ve daha yukarı yaştaki nüfustur.
Çalışma çağındaki nüfus da işgücü bakımından üç temel gruba ayrılırlar;
1. İstihdam edilenler
2. İşsizler
3. İşgücüne dahil olmayanlar
1. İstihdam edilenler: Kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus içinde olup da
aşağıdaki koşullarda işbaşında olan ve işbaşında olmayan nüfusu ifade etmektedir.
i. İşbaşında Olanlar: Ücretli, maaşlı, yevmiyeli, kendi hesabına, işveren yada
ücretsiz aile işçisi olarak referans döneminde en az bir saat iktisadi faaliyette
bulunan kişilerdir.
6
ii. İşbaşında olmayanlar: İş ile bağlantısı devam ettiği halde, referans döneminde
çeşitli nedenlerle işinin başında olmayan kendi hesabına ve işverenler
istihdamda kabul edilmektedir.
Ücretli ve maaşlı çalışan ve çeşitli nedenlerle referans döneminde işlerinin
başında bulunmayan fertler; ancak 3 ay içinde işlerinin başına geri döneceklerse
veya işten uzak kaldıkları süre zarfında maaş veya ücretlerinin en az % 50 ve
daha fazlasını almaya devam ediyorlarsa istihdamda kabul edilmektedir.
Üretici kooperatifi üyeleri ile mesleki bilgilerini artırmak amacıyla belirli bir
menfaat (ayni ya da nakdi gelir, sosyal güvence, yol parası, cep harçlığı vb.)
karşılığında çalışanlar (çırak, stajyer istihdamda kabul edilmektedirler.
2. İşsizler: Referans dönemi içinde istihdam halinde olmayan kişilerden iş aramak için
son üç ay içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve 2 hafta içinde
işbaşı yapabilecek durumda olan kurumsal olmayan çalışma çağındaki tüm kişileri
kapsamaktadır. Ayrıca, üç ay içinde başlayabileceği bir iş bulmuş ya da kendi işini
kurmuş ancak işe başlamak ya da işbaşı yapmak için çeşitli eksikliklerini
tamamlamak amacıyla bekleyenler de işsiz nüfus kapsamına dahildirler.
3. İşgücüne dahil olmayanlar: İşsiz veya istihdamda bulunmayan kurumsal olmayan
çalışma çağındaki nüfustur. İşgücüne dahil olmayanlar aşağıdaki gruplara ayrılmıştır.
a) İş aramayıp çalışmaya hazır olanlar: Çeşitli nedenlerle bir iş aramayan, ancak
2 hafta içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirten kişilerdir. İki alt başlıkta
ele alınmaktadır:
İş bulma ümidi olmayanlar: Daha önce iş aradığı halde bulamayan
veya kendi vasıflarına uygun bir iş bulabileceğine inanmadığı için iş
aramayan ancak işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirten kişilerdir.
Diğer: Mevsimlik çalışma, ev kadını olma, öğrencilik, irad sahibi olma,
emeklilik ve çalışamaz halde olma gibi nedenlerle iş aramayıp ancak
işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirten kişilerdir.
7
b) Mevsimlik çalışanlar: Mevsimlik çalışması nedeniyle iş aramayan ve iş başı
yapmaya da hazır olmayan kişilerdir.
c) Ev işleriyle meşgul: Kendi evinde ev işleriyle meşgul olması nedeniyle iş
aramayan ve iş başı yapmaya da hazır olmayan kişilerdir.
d) Öğrenci: Bir öğrenim kurumuna devam etmesi nedeniyle iş aramayan ve iş başı
yapmaya da hazır olmayan kişilerdir.
e) Emekli: Bir sosyal güvenlik kuruluşundan emekli olduğu için iş aramayan ve iş
başı yapmaya da hazır olmayan kişilerdir.
Bu tanımlamalardan sonra işgücü aşağıdaki bağıntı ile tanımlanır:
İŞGÜCÜ = İstihdam edilenler + İşsizler
İşgücüne katılma oranı ise, işgücünün kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus içindeki
oranı olup aşağıdaki bağıntı ile hesaplanır;
İŞGÜCÜNE KATILMA ORANI = İŞGÜCÜ / KOÇÇN
Bu bağıntıda
KOÇÇN …..Kurumsal Olmayan Çalışma Çağındaki Nüfusu ifade etmektedir.
İstihdam oranı, istihdam edilenlerin kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus içindeki oranı
olup aşağıdaki bağıntı ile hesaplanır;
İSTİHDAM ORANI = İstihdam Edilenler / KOÇÇN
İşsizlik oranı, İşsiz nüfusun, işgücü içindeki oranı olup aşağıdaki bağıntı ile hesaplanır;
İŞSİZLİK = İşsiz / İşgücü
8
Tablo 1. Türkiye de 204-2010 yılları arasındaki işgücü göstergelerini vermektedir. Buna göre
2010 yılı ocak-temmuz ayları ortalaması olarak işgücüne katılma oranı %47,9 olup işsizlik oranı
da %12,4 olarak hesaplanmıştır. Genel olarak işsizlik oranında 2009 yılına kadar bir artış
oluşmuş, buna paralel olarak da istihdam oranı sürekli bir artış eğilimindedir. Ancak kurumsal
nüfus artış oranı istihdam oranından daha yüksek olduğu için, işsizlik oranında göreceli artış
meydana gelmiştir. Şekil 1 ve Şekil 2 işgücü göstergelerini görsel olarak ifade etmektedir.
Şekil 3 ise Türkiye genelinde ve Samsun’daki işsizlik oranlarını vermektedir.
Şekil 1: 2004-2010 Yılları Arası İşsizlik-İşgücü Sayıları
9
TABLO 1: 2004-2010 Yılları Arası İşgücü Göstergeleri
Yıllar
Toplam
Nüfus
(x1000)
Kurumsal
olmayan
nüfus
(x1000)
15 ve daha
yukarı
yaştaki
nüfus
(x1000)
İşgücü
(x1000)
İstihdam
edilenler
(x1000)
İşsiz
(x1000)
İşgücüne
katılma
oranı
(%)
İşsizlik
oranı
(%)
Tarım
dışı
işsizlik
oranı
(%)
İstihdam
Oranı
(%)
İşgücüne
Katılmayan
Nüfus
(x1000)
2004 YILLIK 66.379 47.544 22.016 19.632 2.385 46,3 10,8 14,2 41,3 25.527
2005 YILLIK 67.227 48.359 22.455 20.067 2.388 46,4 10,6 13,5 41,5 25.905
2006 YILLIK 68.066 49.174 22.751 20.423 2.328 46,3 10,2 12,7 41,5 26.423
2007 YILLIK 70 586 68.901 49.994 23.114 20.738 2.376 46,2 10,3 12,6 41,5 26.879
2008 YILLIK 71 517 69.724 50.772 23.805 21.194 2.611 46,9 11,0 13,6 41,7 26.967
2009 YILLIK 72 561 70.542 51.686 24.748 21.277 3.471 47,9 14,0 17,4 41,2 26.938
2010 Ocak-Temmuz 71.173 52.361 25.534 22.385 3.149 48,8 12,4 15,4 42,8 26.827
10
0,0
5,0
10,0
15,0
20,0
25,0
30,0
35,0
40,0
45,0
50,0
55,0
2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010
Yıllar
Oranlar
İşgücüne Katılma
İstihdam Oranı
Tarım Dışı İşsizlik
İşsizlik Oranı
Şekil 2 : 2004-2010 Yılları İşgücüne Katılma ve İşsizlik Oranı
Şekil 3 Türkiye ve Samsunda İşsizlik Oranları Değişimi
11
1.2. KAYIT DIŞI EKONOMİ
1.2.1 Tanımı
Kayıt dışı ekonomi, genel olarak kamunun denetimi dışındaki ekonomik faaliyetler olarak
tanımlanabilir. Literatürde kayıt dışı ekonomi için, yeraltı ekonomisi, illegal ekonomi,
görünmez ekonomi, düzensiz ekonomi, marjinal ekonomi, gölge ekonomi, kayıp ekonomi,
karaborsa ekonomisi, gözlenemeyen ekonomi, nakit ekonomisi, gayrı resmî ekonomi, beyan
dışı ekonomi, resmî olmayan ekonomi, gri ekonomi, ikincil ekonomi, ikinci ekonomi,
alacakaranlık ekonomisi, paralel ekonomi, vergi dışı ekonomi, gizli ekonomi, kravatsız
ekonomi, faturasız ekonomi, vergisiz ekonomi, saklı ekonomi, yasadışı ekonomi, enformel
ekonomi gibi çok farklı isimler kullanılmaktadır.
Kayıt dışı ekonominin adlandırılmasındaki bu çeşitlilik, kayıt dışı ekonomiyi oluşturan
faaliyetlerin içeriğindeki çeşitlilikten kaynaklanmaktadır. Kayıt dışı ekonomi kavramı en
geniş anlamıyla, Gayri Safi Milli Hasıla hesaplarını elde etmede kullanılan ve bilinen
istatistik yöntemlerine göre tahmin edilemeyen gelir yaratıcı ekonomik faaliyetlerdir. Başka
bir ifadeyle kayıt dışı ekonomi ya hiç belgeye bağlanmayarak ya da içeriği gerçeği
yansıtmayan belgelerle gerçekleştirilen ekonomik olayın, devletten ve işletme ile ilgili öteki
kişilerden (ortaklardan, alacaklılardan, kazanca katılan işçilerden vb) tamamen veya kısmen
gizlenerek, kayıtlı (resmi) ekonominin dışına taşınmasıdır.
Tüm gelişmiş, gelişmekte ve geçiş ekonomisi olan ülkelerde kayıt dışı ekonomiye
rastlanmaktadır. Dünyada son yıllarda önemli bir sorun olan işsizlikten dolayı kayıtlı
ekonomiden dahi kayıt dışı ekonomiye kayış söz konusudur.
1.2.2 Kayıt Dışı Ekonominin Unsurları
Kayıt dışı ekonomi üç temel unsurdan oluşmaktadır.
a) Yasaklanmış Faaliyetlerde Kayıt Dışılık
b) Yasal Faaliyetlerde Kayıt Dışılık
c) Hiç Kayıtlara Girmeyen Kayıt Dışılık
12
a) Yasaklanmış Faaliyetlerde Kayıt Dışılık: Yasaklanmış faaliyetlerde kayıt dışılık,
kanunlarla yasaklanmış hatta suç sayılmış faaliyetleri yerine getirenlerin neden olmuş olduğu
kayıt dışılıktır. Yer altı ekonomisi olarak da adlandırılmaktadır. Yeraltı ekonomisi, yasalara
aykırı faaliyetlerden oluşan ekonomidir. Sadece yasa dışılığı değil, aynı zamanda suç unsuru
olan şeyleri de içermektedir. Bu faaliyetler genelde kamu düzenine karşı işlenen suçları
oluşturmaktadır. Örneğin, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, fuhuş, sahte pasaport/para, sahte
vize, çek senet tahsilatı gibi faaliyetler bu kapsamdadır. Yasaklanmış faaliyetler sonucu elde
edilen bu gelirler zaten suç teşkil ettiği için ilgili kurumlara bildirilmemektedir.
b) Yasal Faaliyetlerde Kayıt Dışılık: Yasal faaliyetlerde kayıt dışılık, işveren statüsünde
vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerin, yasalarca yapılmasında sakınca bulunmayan
faaliyetler sonucunda elde ettikleri gelirlerin bir kısmını veya tamamını ilgili kamu kurum ve
kuruluşlarına bildirmemesidir. Gerçek ve tüzel kişi mükelleflerin, daha az vergi ödemek ya
da hiç vergi ödememek amacıyla çalıştırdığı işçilerin çalışmalarını gün ve ücret olarak ilgili
kamu kurum ve kuruluşlarına eksik olarak bildirmesi de bu kapsamdadır.
c) Hiç Kayıtlara Girmeyen Kayıt Dışılık: Hiç kayıtlara girmeyen kayıt dışılık, ekonomik
faaliyetlerini kamu kurum ve kuruluşların bilgisi olmadan yürütmeye çalışanların yaptıkları
marjinal işlerdir. Örneğin; işportacılık, seyyar meyve-sebze satıcılığı, tamir ve bakım işleri,
hamallık ve tarım işçilerinin yaptığı işler, Sigortasız işçi çalıştırma, komşuya yardım, çocuk
bakıcılığı ve ev işlerinin yapılması vb. bu gruba girmektedir. Kayıt dışının şematik
görünümü Şekil 4’de görülmektedir.
13
Şekil 4 Kayıtdışı Ekonomi Faaliyetleri (http://www.mutlakbutlan.com/2009/03/)
Buraya baktığımız zaman kayıt dışı ekonomi çok sayıda alanla ilgilidir. Ancak bu alanların
büyük bir çoğunluğu kayıt dışı istihdam olarak tanımlanabilmektedir. Yani kayıt dışı
ekonominin önemli bir kısmını kayıt dışı istihdam oluşturmaktadır.
Kayıt dışı ekonomi bir şemsiye kavram olup, tanımı gereği ölçülemeyen ekonomidir. Ancak
değişik yöntemlerle ölçülmeye çalışılmış ve farklı sonuçlar elde edilmektedir. Genel kabul
gören ölçüm ise kayıt dışı ekonominin gayri safi yurt içi hasılaya oranıdır. Tablo 3’de
Türkiye’de 1999-2005 yıllarındaki kayıt dışı ekonominin GSYİH’ya oranını verilmiştir.
Tablo 3: Türkiye'de Kayıt dışı Ekonominin (KDE) Boyutları (Schneider ve Savasan (2007))
YIL 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005
KDE/GSYİH 32,1 32,7 33,2 33,8 34,6 35,0 35,1
14
1.2.3. Kayıt dışı Ekonomiye Yol Açan Faktörler
Kayıt dışı ekonominin oluşması farklı ülkelerde farklı sebeplerle oluşmaktadır. Genellikle
gelişmiş ekonomilerde kayıt dışı ekonomi vergisel faktörler ve işgücüne yönelik
düzenlemeler gibi faktörler tarafından belirlenirken, gelişmekte olan ülkelerde bu faktörlere
ilave olarak ekonomi üzerinde önemli etkiye sahip olan nüfus artışı, kentsel göç ve büyük
şehirlere göç gibi demografik değişimlerde etkili olmaktadır. Türkiye’deki hızlı nüfus artışı,
göçler ve şehirleşme, kayıt dışı ekonominin gelişmesi için uygun ortamları sağlamaktadır.
Bu durumda kayıt dışı ekonominin boyutu Türkiye’de AB ülkelerden daha büyük
olmaktadır.
Tüm ülkelerde kayıt dışı ekonominin ortaya çıkışında ana nokta yatırımcıların/girişimcilerin
bilerek veya bilmeyerek yaptıkları kar-zarar analizleridir. Yatırımcı/girişimci kayıt dışı
faaliyet yaparak vergi, lisans ücreti ve sosyal güvenlik ödemeleri gibi maliyetleri
azaltmaktadır. Ancak bu şekilde maliyetlerin azalmasının yanı sıra kamu hizmetlerinden
yararlanmama, finansal destek alamama ve kayıtlı çalışan işletmelerle iş yapamama gibi
maliyet artırıcı durumlarla da karşı karşıya kalmaktadırlar. Tüm bunları değerlendirerek
karar vermektedirler.
Değişik kaynaklar kayıt dışı ekonominin nedenlerini farklı şekillerde gruplandırmışlardır.
Ancak bunların detayına girildiği zaman benzer oldukları görülmektedir. Tüm bunların
değerlendirilmesi sonunda kayıt dışının ortaya çıkmasına sebep olan nedenleri üç ana başlık
altında toplanır(Kırcı 2006):
1. Toplumsal Nedenler
2. Ekonomik Nedenler
3. Kurumsal Nedenler
Kayıt dışı ekonominin nedenleri Tablo 3’de özet halinde verilmiştir.
15
Tablo 3: Türkiye’de kayıt dışı ekonominin sebepleri (Kırcı, 2006)
Toplumsal Faktörler Ekonomik Faktörler Kurumsal Faktörler
Vergiye karşı direnç
Vergi Bilincinin yerleşmemesi
Sosyal güvenlik sisteminin
yetersizliği
Kente göç ve niteliksiz işgücü
Kamu otoritesine karşı güven
eksikliği
Rüşvet ve Yolsuzluk
Ekonomik gelişmişlik
düzeyi
Üretimin yöneldiği piyasa
Ekonomik istikrarsızlık
İşsizlik
Enflasyon
Gelir dağılımı
Yüksek vergi oranları
Yüksek sosyal güvenlik yükü
Vergi kaçırma olanakları
Veri cezası oranları
Vergi denetimi yetersizliği
Vergi yükü dağılımı
adaletsizliği
Vergi mevzuatında sürekli
değişme
Vergilendirme ortamı
belirsizliği
a) Toplumsal Faktörler
Türkiye’de ekonomiyi kayıt dışına iten toplumsal nedenleri vergiye karşı direnç, vergi
bilinci kavramının yerleşmemiş olması, sosyal güvenlik sisteminin yetersizlikleri, kente
göç, niteliksiz işgücü, kamu otoritesine karşı güven eksikliği, rüşvet ve yolsuzluk olarak
gruplandırmak mümkündür.
i) Vergiye Karşı Direnç: Vergiye karşı koyma yolları, zamana, ekonomik ve sosyal
sınıflara göre farklılık göstermekle beraber vergiye karşı direnç, insanın doğasında
vardır ve uygun zemin oluştuğunda daha az vergi ödemenin yada hiç vergi
ödememenin yolları aranmaktadır Bürokrasisi kaliteli hizmet üretmeyen ve etkin
çalışmayan ekonomik sistemlerde, hukukun üstünlüğünün de korunamaması
durumunda toplumun vergiye bakış açısı değişmekte, vergi sisteminin adil olmadığı ve
toplanan vergilerin yerinde kullanılmadığına dair oluşan kanaat kayıt dışı ekonomiyi
teşvik etmekte ve yaygınlaştırmaktadır. Gerçekleştirilen vergi afları ve sistemdeki diğer
aksaklıklar, toplumda sistemin adil olmadığı yönünde oluşan kanıya destek vermekte
ve vergiye karşı direnç oluşturmaktadır.
ii) Vergi Bilinci ve Vergi Ahlakı: Vergi bilinci, toplanan vergilerin nasıl, ne şekilde ve
kimler için harcandığının açıklanması ve vergi mükellefinin kamu hizmetini satın alan
16
bir tüketici olarak kabulü ile oluşur. Vergi ahlakı, kişinin gerçek kazancı üzerinden
vergi ödemekle yükümlü olduğunu kendi vicdanında duyması hali olarak
tanımlanmaktadır. Vergi ahlakı, toplumun alt yapısıyla belirlenen ve alt yapıdaki
ekonomik koşulların değişmesiyle değişebilen sosyal bir değer taşımaktadır. Ekonomik
birimlerin kamu yönetimine ve kamu kaynaklarının kullanımına ve verimliliğine dair
düşünceleri, kayıt dışı ekonominin eğilimin etkilemektedir. Devletin yaptığı
harcamalara ilişkin duyulan şüpheler vergi bilincinin zayıflamasına ve kayıt dışı
ekonominin artmasına sebep olmaktadır.
iii) Sosyal Güvenlik Sisteminin Yetersizliği: Artan sosyal güvenlik yükü, kayıt dışı
istihdamı teşvik ederek zamanla bir istihdam vergisine dönüşmektedir. Sosyal güvenlik
sisteminin sağladığı hizmetlerin yetersizliği, bireyleri mümkün olduğunca bu sistemin
dışında kalmaya itmektedir.
iv) Kente Göç ve Niteliksiz İşgücü: Tarım toplumundan kent toplumuna geçiş
sürecinde kentlere yoğun bir göç yaşanmakta, göçün yoğun olduğu alanlarda hem
istihdam olanakları sınırlı kalmakta hem de bu şekilde ortaya çıkan niteliksiz iş gücü
ancak kayıt dışına çıkarak istihdam imkanı bulabilmektedir. Nüfusun hızla artması,
bölgeler arası gelişmişlik farkının yarattığı göç olgusu ve çarpık kentleşme, kentsel
alanların denetimsiz ve uygun koşulların geçerli olmadığı biçimde iskan edilmesine
sebep olmaktadır. Tüm bu olumsuz koşullar kayıt dışı istihdam yoluyla kayıt dışı
ekonomiyi desteklemektedir.
v) Kamu Otoritesine Karşı Güven Eksikliği: Geçmişte yaşanan hukuki, ekonomik,
toplumsal ve bürokratik birçok düzenlemenin uygulama boyutunda yaşanan aksaklıklar
(idari ve cezai aflar, istisnalar), toplumun kurallara bakış açısını olumsuz yönde
etkilemektedir. Bunun sonucunda hukukun üstünlüğü prensibi zedelenmekte ve kamu
otoritesine güven azalmaktadır. Ayrıca çok sık aralıklarla çıkarılan bu vergi afları,
mükelleflerin her zaman af beklentisi içinde olmalarına neden olarak vergi
kaçırmalarını teşvik eder duruma getirmektedir.
vi) Rüşvet ve Yolsuzluk: Devletin varlığından kaynaklanan bir diğer kayıt dışı
ekonomi ile bağlantılı olduğu kabul edilen faktör yolsuzluktur. Kısaca, “kamu gücünün
kişisel çıkar için kötüye kullanımı” olarak tanımlanan yolsuzluk, devletin
kurumsallaşmadaki başarısızlığıdır. Çeşitli araştırmalarda devletin düzenleyici
işlemlerinin yoğunluğu ile yolsuzluk arasında, yolsuzluk ile de kayıt dışı ekonomi
arasında pozitif ilişki bulunmuş, yolsuzluğun fazla olduğu ülkelerde kayıt dışı
ekonominin de daha geniş olacağı belirtilmiştir. Yoksulluğun hakim olduğu bir
17
ekonomide vergileme yoluyla ekonomik kalkınmanın sağlanması oldukça
güçleşmektedir. Bireyler sınırlı olan gelir ve servetleri üzerinde daha fazla vergi yükü
hisseder ve vergiden kaçınmaya yönelerek kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin artışını
hızlandırırlar
b) Ekonomik Nedenler
Kayıt dışı ekonomiye neden olan ekonomik nedenlerin başlıcaları ekonomik gelişmişlik
düzeyi ve ekonomik istikrardır.
i) Ekonomik Gelişmişlik Düzeyi: Ekonomik gelişmişlik düzeyi toplumdaki bireylerin
verdikleri pek çok karar üzerinde etkili olarak, kayıt dışı ekonominin büyüklüğüne
yansımaktadır. Gelişmekte olan ülkelerde kişi başına milli gelir ve dolayısıyla
tasarruflar daha azdır buna bağlı olarak da daha küçük ölçekli işletmeler oluşur ve bu tür
işletmelerin faaliyetlerini kayıt dışında gerçekleştirme eğilimleri daha fazladır.
Gelişmişlik düzeyine bağlı olarak, ekonomiye hakim sektörlerin ağırlığı değişir.
Gelişmekte olan ülkelerde yaygın olan tarım, balıkçılık, inşaat ve hizmet gibi sektörler,
izleme ve denetiminin zor olması sebebiyle kayıt dışılığın yoğunlaştığı sektörlerdir ve
faaliyetlerin kayıt dışı gerçekleşmesi bakımından daha elverişli bir yapı sunarlar.
ii) Üretimin Yöneldiği Piyasa: Globalleşme ile birlikte üretim şekillerinde görülen
değişiklik iki farklı yönde kayıt dışılığa etki etmektedir. Büyüklüğü ve kurumsal yapısı
ile faaliyetlerini beyan etmek durumunda olan kurumların varlığı kayıt dışını azaltıcı
yönde rol oynamaktadır. Ancak, hem global rakiplere hem de kayıt dışında faaliyet
gösteren diğer firmalara karşı maliyet avantajı elde etmek için firmalar, dolaylı olarak
olsa bile kayıt dışı istihdam doğuran uygulamalara gidebilmektedirler.
iii) İşsizlik ve Enflasyon: Emeğin kayıt dışı ekonomiye kaymasını belirleyen faktörler
içinde belki de en önemlisi işsizlik faktörüdür. İşsizlik, emek sahiplerinin kayıt dışı
çalışan işyerlerine kaymasına sebep olabileceği gibi kendi kendilerine küçük işler
kurmak yoluyla istihdam etmelerine de yol açabilmektedir. İşsizlik oranı ve kayıt dışı
ekonomi arasında pozitif bir ilişki söz konusudur, işsizlik oranın düşük olduğu ülkelerde
kayıt dışı ekonominin nispeten düşük olması bu durumun kanıtı olarak gösterilebilir.
Ağırlaşan yaşam koşullarının bir sonucu olarak bireyler, gelirlerini artırmak amacıyla
ikinci bir işte çalışmayı veya sosyal güvence olmadan çalışmayı kabul ederler. Bu da
kayıt dışı istihdam yoluyla kayıt dışı ekonomiyi genişletmektedir. Enflasyon genel fiyat
düzeyindeki artışı veya paranın değerindeki sürekli azalışı doğrulayan bir kavramdır.
18
Enflasyon ortamında kurumlar, sermayelerini korumak amacıyla daha az vergi
verebilmek için gelirlerini olduğundan daha düşük, maliyetlerini ise daha yüksek
göstermeye yönelmektedirler. Enflasyon kayıt dışı ekonomi üzerinde iki ayrı şekilde
etkili olmakta ve kayıt dışı ekonomiyi genişletmektedir. İlki yukarıda bahsedilen
üreticiler açısından gerçekleşen durum, ikincisi ise satın alma güçleri eskiye göre azalan
tüketiciler açısından ortaya çıkan durumdur. Satın alma gücü azalan tüketici, kayıt dışı
üretilen ve fiyatı diğerine göre daha düşük olan ürünü tercih edeceğinden kayıt dışı
üretilen mallara talep artacak bu da kayıt dışı kesimin genişlemesine sebep olacaktır.
iv) Gelir Dağılımı: Bir ülkenin gelir dağılımı, o ülkenin gelişmişlik düzeyi, toplumun
sosyal ve idari yapısı hakkında fikir vermektedir. Nitekim gelir dağılımının bozuk
olduğu ülkeler, genellikle sağlıklı bir siyasi yapının olmadığı ülkelerdir. Türkiye gelir
dağılımının adil olmadığı bir ülkedir, ilk gelir dilimi ile son gelir dilimi arasında
yaklaşık dokuz kat fark vardır (TÜİK, 2006). Denetim ortamındaki yetersizliğinde buna
destek vermesiyle gelir dağılımında görülen dengesizlikler, ülkemizde kayıt dışılığa
geçişi kolaylaştırmaktadır. Bunun dışında gelir dağılımındaki bozukluk, küçük yaştaki
çocukların kayıtsız olarak çalışmalarına yol açtığı gibi, marjinal kesimi (ayakkabı
boyacılığı, işportacılık vb.) genişletmekte ve bu yolla vergi kayıplarının artmasına yol
açmaktadır. Gelir dağılımının adaletsizliği, toplam gelirden nispeten düşük pay alanların
yaşamlarını sürdürebilmek veya belli yaşam standartlarını yakalayabilmek için kayıt dışı
faaliyetlerde bulunmaları sonucunu doğururken, yüksek pay alanların da daha az vergi
ödemek için bu tip faaliyetlerde bulunmalarına sebep olmaktadır.
c) Kurumsal Nedenler
Bu grupta yer alan nedenler mali yada vergisel faktörler olarak da adlandırılabilir. Vergi
oranları, vergi yükü, vergi ortamının belirsizliği, vergi dağılımında adalet, vergi
mevzuatındaki düzenlemeler ve vergi benzeri yükümlülükler olarak ifade edilen sosyal
güvenlik yükümlülükleri vergisel faktörler grubuna dahil edilebilmektedir.
i) Yüksek Vergi Oranları: Vergi yükü, toplam vergi gelirlerinin GSMH’ya oranı
olarak tanımlanmaktadır. Yapılan çok sayıda ampirik çalışma, yüksek vergi ve sosyal
güvenlik katkı paylarının, kayıt dışılığın varoluşu ve artışının temel nedeni olduğunu
göstermektedir. Vergi oranları optimalin üstüne çıktığında, vergi gelirleri azalmaya
başlar çünkü insanlar vergisiz para kazanma yollarını aramaya başlar. Vergi oranları
arttığında ekonomik faaliyetlerde azalma olmaz sadece yüksek vergi oranları nedeniyle
kayıtlı ekonomiden kayıt dışılığa geçiş artar. Aktan (2006) göre, vergi oranlarının
19
artırılması ekonomik birimlerin kararlarını çeşitli yollarla etkilemektedir. Bunlar şu
şekilde sıralanabilir:
1- Bir kısım birey çalışma gayretini azaltabilir yada tamamen işgücü piyasasını terk
ederek çalışmamayı yeğleyebilir,
2- Ekonomik birimlerin bir kısmı yatırımlarını azaltabilir veya vergi yükü
dayanılamayacak bir noktaya ulaşmışsa o zaman işletmesini kapatabilir,
3- Ekonomik birimlerin gelirlerinden tasarrufa ayıracakları miktar azalabilir, hatta
negatif tasarruf (kredi kullanımı yoluyla borçlanma) durumu ortaya çıkabilir,
4- Ekonomik birimlerin ağır vergi yükü dolayısıyla vergi konusu işlem ve
faaliyetlerini tam ve eksiksiz olarak vergi dairesine bildirmeyebilirler; aynı
şekilde yeni işe başlayan bazı kişi ve kurumlar da faaliyetlerini vergi dairesinin
bilgisi dışında yürütmeye çalışabilirler.
Bu durumlarda kayıt dışı ekonomi ortaya çıkar. Toplam veri yükü içinde dolaylı vergi
yükünün giderek artması, vergi adaletinin çarpıklaşmasına neden olmakta ve bireyleri
kayıt dışına yönelmeye zorlamaktadır.
ii) Sosyal Güvenlik Yükü: Vergi sigorta ve benzeri kesintiler nedeniyle istihdam
üzerindeki maliyetlerin yüksek olması, hem işçiyi hem de işvereni kayıt dışı istihdama
yönelten önemli bir etkendir. Sosyal güvenlik yükünün fazla olması işgücü maliyetlerini
artırmaktadır. Kayıtlı ekonomide vergi öncesi işgücü maliyetleri ile vergi sonrası
maliyetler arasındaki fark ne denli büyük ise, bu fark o denli itici ve kayıt dışılığa
yönelticidir. Bu fark da büyük ölçüde vergi ve sosyal güvenlik katkı paylarının
büyüklüğünden kaynaklanmaktadır.
OECD ülkelerinde yaygın olan ailevi vergi desteklerinin hesaba katıldığı ve 30 ülkenin
kapsandığı OECD verileri incelendiğinde, 2007 yılında da ikinci sırada bulunan
Türkiye’de ortalama işçilik maliyetinin % 42.7’sinin istihdam vergilerine (ücretten
alınan vergiler ile işçi ve işveren sosyal güvenlik primleri) ayrıldığı görülmektedir. Bu
oran OECD genelinde ortalama % 27.3, ABD’de % 18.1 ve İrlanda’da % -1.1’dir (Şekil
5).
20
Şekil 5 OECD ÜLKELERİNDE İSTİHDAM VERGİLERİNİN YÜKÜ (Ücretten alınan
vergiler ile işçi ve işveren sosyal güvenlik primleri toplamının işgücü maliyetine oranı,
%) - Ailevi Vergi Destekleri Dahil – 2007
İşverenin istihdama ilişkin yükümlülüklerinin işgücü maliyeti içindeki payı 2000’de
%22.0 iken, 2006’da %25,7’ye yükselmiştir. Türkiye’nin ekonomik ve ticari
rakiplerinin çoğunda bu oran çok daha düşüktür (Şekil 6).
21
Şekil 6 İşverenin İstihdama İlişkin Yasal Yükümlülüklerinin Toplam İşgücü Maliyeti
İçindeki Payı, 2006 (%) (İşçi Adına Ödenen Vergi ve Primler Hariç)
TİSK Çalışma İstatistikleri ve İşgücü Maliyeti Araştırmalarına göre 2007 yılında işçi
çalıştırmak için işverenin ödediği her 100 liradan sadece 53.4 lirası işçinin cebine
girebilmiştir (Şekil 7, Tablo 4). Devletin istihdam üzerinden aldığı vergi ve primlerin yükü
işçi ve işveren açısından çok ağır olmuş, devlet 2007 yılında, işçinin gelirine yansımayan
46.6 liranın 39.4 lirasına , 2008 yılında ise 32.8 Türk lirasına el koymuştur.
22
Tablo 4 2007 ve 2008 Yılı İşgücü Maliyetinin İşçi Geliri Ve Devlete Yapılan Ödemeler
Açısından Dağılımı (www.tisk.org.tr/isveren_sayfa.asp?yazi_id=44&id=3)
a) 2007 Maliyetinin İşçi Geliri ve Devlete Yapılan Ödemeler Açısından Dağılımı
YTL/SAAT %
1. Çıplak Ücret (Fiilen Çalışılan Normal Süreler Karşılığı) 5.43 37.9
2. Hafta Tatili ve Genel Tatil Ücretleri 1.18 8.3
3. İzin Ücretleri 0.43 3.0
4. İkramiye, Prim vb 2.33 16.3
5. Sosyal Yardımlar (Çalışana intikal edenler) (a) 1.36 9.5
BRÜT GİYDİRİLMİŞ ÜCRET (1-5) 10.73 75.0
6. İşverence Ödenen Sosyal Güvenlik Primleri (b) 2.23 15.6
7. İşsizlik Sigortası Fonu İşveren Payı 0.24 1.7
8. Diğer 0.08 0.5
İŞVERENCE DEVLETE YAPILAN ÖDEMELER (6-8) 2.55 17.8
9. Kıdem Tazminatı 0.67 4.7
10. İhbar Tazminatı 0.09 0.6
11. İş Elbisesi, Korunma Malzemeleri 0.19 1.3
12. Diğer 0.09 0.6
İŞGÜCÜ İLE İLGİLİ DİĞER HARCAMALAR (9-12) 1.04 7.2
TOPLAM İŞGÜCÜ MALİYETİ (1-12) (c) 14.32 100.0
BRÜT ÜCRETTEN DEVLETE YAPILAN KESİNTİLER 3.09 21.6
- SSK Primi İşçi Payı 1.50 10.5
- İşsizlik Sigortası Fonu İşçi Payı 0.11 0.8
- Gelir Vergisi 1.42 9.9
- Damga Vergisi 0.06 0.4
NET GİYDİRİLMİŞ ÜCRET (d) 7.64 53.4
23
b) 2008 Maliyetinin İşçi Geliri ve Devlete Yapılan Ödemeler Açısından Dağılımı
TL / SAAT %
1. Çıplak ücret ( fiilen çalışılan normal süreler karşılığı ) 545,735 40.0
2. Hafta tatili ve genel tatil ücretleri 106,506 7.8
3. İzin ücretleri 39,872 2.9
4. İkramiye, prim vb. 243,392 17.9
5. Sosyal yardımlar ( çalışana intikal edenler ) ( * ) 154,437 11.3
BRÜT GİYDİRİLMİŞ ÜCRET ( 1 - 5 ) 1,089,942 79.9
6. İşverence ödenen sosyal güvenlik primleri ( ** ) 121,345 8.9
7. Zorunlu tasarruf fonu işveren payı 23,697 1.7
8. Çıraklık ve meslek eğitimi fonu 8,217 0.6
9. Diğer 9,302 0.7
İŞVERENCE LDEVLETE YAPILAN ÖDEMELER ( 6 - 9 ) 162,561 11.9
10. Kıdem tazminatı 78,445 5.8
11. İhbar tazminatı 9,806 0.7
12. İş elbisesi, korunma malzemeleri 15,117 1.1
13. Diğer 7,672 0.6
İŞGÜCÜ İLE İLGİLİ DİĞER HARCAMALAR ( 10 - 13 ) 111,040 8.2
TOPLAM İŞGÜCÜ MALİYETİ ( 1 - 3 ) ( *** ) 1,363,563 100.0
İŞÇİDEN DEVLETE YAPILAN KESİNTİLER 284,885 20.9
- SSK primi işçi payı 79,380 5.8
- Zorunlu tasarruf fonu işçi payı 11,052 0.8
- Gelir vergisi 189,221 13.9
- Damga vergisi 5,232 0.4
NET GİYDİRİLMİŞ ÜCRET ( **** ) 805,057 59.0
Not: (*) Sosyal yardımlar ( çalışana intikal edenler ) : yemek yardımı, yakacak yardımı, ulaştırma
yardımı, zin ve bayram harçlıkları, aile , çocuk ve öğrenim yardımları, doğum, ölüm, evlenme
yardımları ve diğer muhtelif sosyal yardımlar.
(**) 118,894 TL / SAAT ( % 8,7 ) tutarındaki ssk işveren primleri ile 2,451 TL / SAAT ( % 0,2 )
tutarındaki, işçi adına ödenen özel sigorta primlerinden oluşmaktadır.
(***) Fazla çalışmaya ilişkin ödemeler kapsanmamıştır.
(****) Özel gider indirimi dahil, zorunlu tasarruf fonu nema ödemesi hariçtir.
Kaynak: TİSK, 1998 çalışma istatistikleri ve işgücü maliyeti araştırması.
24
a) 2007 Yılı Maliyet dağılımı
b) 2008 Yılı Maliyet dağılımı
Şekil 7 Yılında İşgücü Maliyetinin İşçi Geliri Açısından Dağılımı
25
iii) Vergi Mevzuatı ve Vergi Kaçırma Olanakları: Kayıt dışı ekonominin ortaya
çıkmasının diğer bir nedeni genel olarak idari düzenlemelerin özel olarak vergi ile ilgili
düzenlemelerin fazlalığı ve karmaşıklığıdır. Hem idari hem de vergi ile ilgili
düzenlemeler ekonomik birimler üzerinde ek bir yük oluşturmaktadır. Kayıt dışı
ekonominin gerek izlenmesinde gerekse kayda alınmasında vergi idaresinin denetim
etkinliğinin büyük payı bulunmaktadır. Denetimler azaldığında mükelleflerin gelirlerini
kayıt dışına çıkarma eğilimi artacaktır çünkü yakalanma olasılıkları azalacaktır. Yaygın
ve yoğun vergi denetimlerinin mevcut olmadığı durumlarda vergi kayıplarının
azaltılması güçleşmektedir.
iv) Vergileme Ortamının Belirsizliği: Mükelleflerin vergilendirme konusundaki en
önemli beklentilerinden biri ne kadar vergiyi ne zaman ödeyeceklerini bilmeleridir.
Mükelleflerin hiçbir yasal değişiklik olmaksızın uygulamadan kaynaklanan nedenlerle
farklı işlemlere muhatap kalmaları, siyasal yaklaşımlar ve ekonomik gerekçelerle sık sık
vergi affı çıkarılması veya ek vergilere başvurulması mükellefleri vergi yasalarına
uymamaya yöneltmektedir. Bu denli sık yapılan vergi afları, zaten vergi ödemek
istemeyen bir takım mükelleflere cesaret kaynağı olmaktadır. Ek vergiler ve vergi afları
çıkarılması, vergisel yükümlülüklerini yerine getirmeyen kişilerin yararına olmakta, bu
kişiler gelirlerini kayıt dışı tutmaya devam etmektedirler.
1.2.4. Kayıt dışı Ekonominin Sonuçları
Bir ülkede kayıt dışı ekonominin varlığının ve boyutlarının büyüklüğünün önemi, yol açtığı
sonuçlar bakımındandır. Kayıt dışılığın, temel ekonomik ve sosyal göstergelerin ülke
gerçeklerini tam yansıtamamasından kaynaklanan istatistiki anlamdaki kayıt dışılık ile,
faaliyetlerin gerekli belge ve kayıt düzenine uyulmadan ve yükümlülükler yerine
getirilmeden yürütülmesinden kaynaklanan mali açıdan ve sosyal güvenlik açısından kayıt
dışılık şeklinde iki boyutu vardır.
İstatistiki anlamdaki kayıt dışılığın olumsuz etkileri, bu eksik ve yanlış göstergeleri veri
alarak oluşturulacak politikaların ve alınacak tedbirlerin uygulamada başarısız olması ve
istenmeyen sonuçlara yol açması şeklinde dolaylı olarak olmaktadır. Yapılan düzenlemelere
uyulmamasından kaynaklanan kayıt dışılığın etkileri ise daha çok doğrudan olumsuz
sonuçlar doğurmaktadır. Kayıt dışılık, planlama örgütleri ve araştırma kurumları ile
26
iktisatçıların ve diğer akademisyenlerin, ekonominin mevcut ve geçmiş durumunu izah ve
ileriyi tahmin, etme konusundaki analiz ve araştırmalarını da olumsuz etkileyecektir.
Kayıt dışı ekonominin büyümesi demek, kayıtlı ekonominin küçülmesi demektir. Kayıtlı
ekonominin küçülmesi de devletin vergi gelirlerinin azalması anlamına gelir. Vergi
gelirlerinin azalması sonucu en başta devlet bütçesi olumsuz etkilenir. Kamu harcamaları
azalır, bütçe açıkları oluşur ve sosyal devlet anlayışı zedelenir. Kamu bütçe açıklarının
oluşması da enflasyon gibi ekonomik sonuçlara yol açabilmektedir.
Bu açıklamalardan sonra, kayıt dışı olmanın sonuçları beş ana grup altında toplanabilinir:
1. Ekonomik sonuçları
2. Kamu maliyesi ile ilgili sonuçları
3. Sosyal sonuçları
4. Çalışma hayatı ile ilgili sonuçlar
5. Teknolojik Sonuçları
1. Ekonomik Sonuçlar
Bir ekonomide ulaşılmaya çalışılan temel amaçlar aşağıdaki gibi sıralanır;
 Kaynak dağıtımında etkinlik ve kaynakların verimli kullanımı,
 Yeterli ve sürdürülebilir büyüme ve kalkınma,
 Fiyat istikrarı,
 Gelir dağılımında adalet,
 Dış dengenin sağlanması olarak özetlenebilir.
Ülkenin refah düzeyi, istihdam ve fiyatlar genel seviyesi ve gelir dağılımı
konularındaki iktisadi gerçeklerin doğru saptanamaması şeklinde ortaya çıkan
istatistiki kayıt dışılığın, bu sayılan amaçlara ulaşma konusunda etkisi bulunmaktadır.
Kayıt dışılık dolayısıyla temel göstergelerde sapmalar olacaktır. Bu sapmalar aşağıda
ifade edilmiştir.
27
GSMH : Bir ülkenin ekonomisinin büyüklüğünün göstergesi olup, o ülkenin kişi
başına düşen milli gelirin hesabında kullanılır. Kayıt dışılık demek ülkede
gerçekleştirilen üretimlerin ve elde edilen gelirlerin, yapılan tüketim ve yatırım
miktarlarının tamamen kapsanamaması demektir. Böyle bir durumda, milli gelir
rakamları eksik ifade edilmiş olacak ve ülkenin refah düzeyi ile verimlilik göstergeleri
olduğundan düşük görünecektir. Ayrıca GSMH ekonomik büyümeyi ölçmede
kullanıldığı için gerçek resmi büyüme rakamları da doğru olmayacaktır.
İSTİHDAM : Gerçekte gelir getirici bir faaliyette bulunduğu halde, istihdamla ilgili
göstergelerde işsiz kapsamında veya işgücü dışındakiler kapsamında gösterilen bir
kesimin olması, istihdam ve işgücüne katılım rakamlarının mutlak ve oransal olarak
düşük, işsizlik rakamlarının da olduğundan yüksek görünmesine yol açacaktır.
FİYATLAR: Ülke ekonomisinin genel fiyatlar düzeyindeki gelişmelerini gösteren
enflasyon rakamlarının, kayıt dışılığın söz konusu olduğu durumlarda olduğundan
yüksek görünme eğilimi vardır. Sadece kayıtlı üretimlerin maliyetleri ve satış fiyatları
dikkate alınarak hazırlanan fiyat göstergeleri, kayıt dışı üretimlerin kayıt dışılık
dolayısıyla kayıtlı kesime nazaran oldukça yüksek ek maliyetlere katlanmadan
gerçekleştirilmeleri dolayısıyla sağlanan düşük maliyet ve satış fiyatları kapsanamadan
hazırlandığında, piyasa genel fiyatlar düzeyini olduğundan yüksek gösterir.
GELİR DAĞILIMI: Gelirlerin bir kısmının veya tamamının otoritelerden , gizlenmesi
dolayısıyla, kayıt dışı ekonomiden en fazla kimlerin pay aldığına bağlı olarak gelir
dağılımı rakamları, düşük veya yüksek gelirli kesim lehine sapmalı olarak belirlenir.
DIŞ TİCARET: Dış ticaret göstergeleri konusunda da, kayıt dışı ithalat ve ihracat
sebebiyle gerçek dış ticaret dengelerinin hatalı tespit edilmesine sebep olacaktır.
İşte, temel göstergelerin kayıt dışılık sebebiyle doğru olarak tespit edilememesi
sorunların yanlış teşhisine ve teşhis yanlış olunca da etkin ve doğru politikalar ile
tedbirlerin alınıp uygulanamamasına, uygulamaların başarısızlığına, kaynakların yanlış
yönlendirilmesine ve istenmeyen sonuçların ortaya çıkmasına yol açar.
Belge ve kayıt düzenine uymamaktan, vergi ve sosyal güvenlik primi gibi mâli
yükümlülükleri yerine getirmemekten kaynaklanan kayıt dışılığın ekonomik etkilerini
aşağıdaki gibi özetlenir:
Hükümetler tarafından yapılan düzenlemeler, alınan vergiler ve yapılan diğer kesintiler
ve bunların nasıl kullanılacağı, uygulamada yanlışlıklar olabilmesine rağmen,
toplumun genel çıkarı ve bireysel olduğu kadar sosyal faydaları da düşünülerek,
28
ekonominin bütünü için etkin kaynak dağılımını geçekleştirmek üzere belirlemektedir.
Bu açıdan, kayıt dışılıkta büyüme demek, kaynakların kayıtlı sektörden kayıt dışı
sektöre aktarılması demektir. Kayıt dışı faaliyetlerin genel olarak arzulanmayan
faaliyetler olduğu, emek yoğun ve gelişmiş olmayan teknolojiler kullanan alanlarda
yoğunlaştığı dikkate alınırsa, kayıt dışı ekonominin kaynak dağılımında etkinliği
bozduğu ve kaynakları verimsiz alanlara yönelttiği sonucu çıkmaktadır. Kayıt dışı
ekonomide ödemelerin daha çok nakdi ödeme ve takas gibi yöntemlerle
gerçekleştirilmesi ise işlem etkinliğini azaltan hususlardır.
Faaliyetlerini kayıt dışı olarak yürütenlerin, faaliyetlerini kayıtlı olarak yürütenlerin
kayıtlı olmaktan dolayı katlandıkları oldukça yüksek ek maliyetlere
katlanmadıklarından, haksız şekilde rekabet avantajı elde ederler. Böylece kayıtlı
faaliyette bulunmak zorlaşır ve ekonomideki rekabet yapısı bozularak etkinliğini
kaybeder. Sonuçta, rekabetçi piyasanın etkin kaynak tahsisini geçekleştirme
fonksiyonu kaybolur. Büyük firmalardan kaynaklanan kayıt dışılık dışında, kayıt dışı
faaliyetlerin daha çok küçük organizasyonlar ve şirketleşmemiş birimler tarafından
gerçekleştiriliyor olması, büyük firmaların da işlerini taşeronlar vasıtasıyla veya
küçülerek yürütme gayretleri, ekonominin merkezilikten uzaklaşmasına yol açar. Bu da
optimum ölçek büyüklüğünün sağlayacağı verimlilik artışı gibi avantajların elde
edilememesi sonucunu doğurur. Kayıt dışılığın en önemli sebeplerinden birisinin
yüksek vergi oranları olduğu düşünülür ise, kayıtlı kesimin vergi yükünün daha da
arttırılması, bu kesim aleyhine olan adaletsizliği daha da arttırır. Sonuçta, kayıt dışı
ekonomiye kaçış hızlanır veya kaynaklar daha az vergilenen ama daha çok rant getiren
verimsiz alanlara kayar.
Kamu kesimi açıklan, hükümetlerin ekonomiyi yönlendirmede kullanacakları para ve
maliye politikalarının etkinliğini de azaltmaktadır. Faaliyetlerin kayıt dışı
yürütülmesinin gelir dağılımına etkisi, kayıt dışı ekonomiden kimlerin daha çok
istifade ettiğine bağlı olarak değişmektedir. Eğer daha çok düşük gelirli kesim kayıt
dışı ekonomiden pay alıyor ise, gelir dağılımı bunlar lehine değişir. Yüksek gelir
grubunun kayıt dışı ekonomiden daha çok pay alması durumunda ise gelir dağılımı,
gruplar arasında gelir dağılımı farkını azaltmaya yönelik amacın âksi yönünde bozulur.
Kayıtlı ekonomideki düzenleme ve vergilerden kaynaklanan yüksek maliyet, insanları
kendi ihtiyaçlarını kendi üretimleri ile karşılamaya yöneltir ve ev üretimi ile piyasaya
yönelik evde üretim gibi faaliyetler gelişir. Kayıt dışı ekonomide ödemelerin daha çok
nakit para kullanılarak gerçekleştiriliyor olması, fiyat istikrarının olmadığı durumlarda,
29
kayıtlı ekonomi yanında kayıt dışı ekonomide de istikrarlı bir para birimi arayışına ve
dolar ve euro gibi nispeten istikrarlı para birimlerinin ekonomide yaygın olarak
kullanılmasına yol açar.
2. Kamu Maliyesi İle İlgili Sonuçlar
Kayıt dışılık neticesinde oluşan vergi kayıpları ve bunların sebep olduğu bütçe açıkları,
kayıt dışılığın en önemli mali sonucudur. Kamu yönetiminin yerine getirmek zorunda
olduğu savunma ve iç güvenlik ile adalet, eğitim, sağlık ve altyapı gibi pek çok hizmet,
kamu harcamalarının aşağı çekilmesini güçleştirmektedir. Kamunun asli gelir kaynağı
olan vergiler yeterince toplanamayınca da büyüyen açıklar sorunu ortaya çıkmaktadır.
Bunun sonucu da kamusal hizmetlerin zamanında ve etkin olarak gerçekleştirilmesi
zorlaşmaktadır. Bu da yaşam kalitesinde ve refah düzeyinde düşme anlamına
gelmektedir.
Kayıt dışı ekonomi, vergi sistemini ve vergi idaresini olumsuz etkilemekte idarenin
vergi toplama kabiliyetini ve etkinliğini azaltmaktadır. Ayrıca, vergi tabanının
aşınmasına ve kaynakların gözlem ve kontrol dışına çıkmasına yol açmaktadır. Vergide
adalet ve eşitlik ilkesi, vergisini düzenli ödeyen kayıtlı kesim aleyhine bozulmakta,
idare ile mükellefler arasında kopukluk başlamakta ve vergi zihniyetinin oluşması
güçleşmektedir.
3. Sosyal Sonuçlar
Kayıt dışı ekonominin ekonomik ve mali sistemde yol açtığı olumsuzlular yanında,
sosyal hayatta da olumsuz etkileri söz konusudur. Kayıt dışılığın boyutlarının, özellikte
yasadışı-kayıt dışı faaliyetlerin genişlemesi toplumun moral ve ahlaki değerlerinin
bozulmasına ve anti-sosyal davranışların yayılmasına sebep olmaktadır. Yasadışı
faaliyetler, toplumun zararlı ve ahlakdışı olarak gördüğü, kötü olarak nitelendirdiği
fuhuş ile çeşitli kaçakçılık ve uyuşturucu satışı ve kullanımı gibi faaliyetlerdir. Bu tür
faaliyetler anlamındaki kayıt dışılığın toplumda yaygınlaşması ve vergi kaçırmanın
adeta kanıksanması toplumun yapısının bozulmasına ve sağlıksız nesillerin ortaya
çıkmasına yol açar.
30
Kayıt dışı faaliyette bulunanların geniş bir kesim oluşturması, idare edenler ile
edilenler arasında bir kopukluk yaratır ve güvensizlik ortamı oluşturur. Kayıtlı
faaliyette bulunanlar, yaygın kayıt dışılığı gördükçe devlet otoritesine olan güvenlerini
kaybederler. Kayıt dışı faaliyetlerde bulunanlar da, kayıt dışılığın tabiatı gereği
ilişkilerini yasal düzenlemeler ve genel ve açık kurallar dışında yürütürler. Sorunlarını
da bazen yasadışı yollarla çözme yoluna giderler. Rüşvet ve suiistimal yaygınlaşır ve
“mafya” olarak tabir edilen yasadışı örgütler oluşabilir.
Kayıt dışı ekonomik faaliyetler çoğu zaman çevre ile ilgili düzenlemelere uyulmadan
gerçekleştirildiğinden. kayıt dışı ekonomik faaliyetlerden dolayı doğal kaynakların
tahribi ve sürdürülebilir kalkınma amacının gerçekleştirilememesi söz konusu
olmaktadır. Gecekondu ve kaçak yapılaşma da çarpık şehirleşme sorununun ortaya
çıkmasına yol açmaktadır.
Kayıt dışı üretimler, belgesiz ve kayıtsız üretilmeleri sebebiyle standart dışı ve
garantisiz olduğundan, söz konusu ürünleri tüketen tüketici kesimin de kayıt dışılıktan
dolayı mağdur olması ve kayıtlı sektör tüketicilerini korumaya yönelik yasalardan ve
satış sonrası hizmetlerden yararlanamaması söz konusudur. Güvenlikten de yoksun
olan kayıt dışı sektörün ürünleri, bazen hayati tehlike bile yaratabilir. Özellikle gıda ve
sağlık sektörlerindeki kayıt dışılık tüketiciler açısından risklidir.
4. Çalışma Hayatı İle İlgili Sonuçlar
Çalışma hayatı ile ilgili olumsuz sonuçlar büyük ölçüde kayıt dışı istihdamdan
kaynaklanmaktadır. Kayıt dışı istihdam, her şeyden önce sosyal güvenlik sisteminin
etkinliğini bozmaktadır. Kayıt dışı istihdam demek, çalışanların gerekli vasıflara sahip
olmaması ve asgari yaş haddi, asgari ücret fazla mesai ve işyeri standartları gibi
konulardaki düzenlemelere uyulmaması, gerekli sosyal güvenlik, vergi ve diğer
fonların eksik ödenmesi veya hiç ödenmemesi demektir. Böyle olunca, çalışan nüfus
sosyal güvenlik şemsiyesi altında kapsanamamakta, yeterli prim toplanamamakta,
sosyal güvenlik kuruluşları da, başta finansman zorlukları olmak üzere çeşitli
zorluklarla karşılaşmakta ve kendilerinden beklenen hizmetleri etkin olarak yerine
getirememektedirler.
Kayıt dışı istihdamın bir diğer yönü de, kayıt dışı çalışanların sendikal haklardan
yoksun olmasıdır. Kayıt dışı çalışan kesimlerin ağırlığının artması, sendikaların
zayıflamasına ve çalışan geniş kesimin haklarının korunmasında zafiyete yol açar.
31
Çeşitli gerekçelerle kayıt dışı çalışma durumunda olanlar, sendikasız olma ve sosyal
güvenlik kapsamı dışında olma, çalıştıkları işyerinin ruhsatsız olması gibi nedenlerle,
sağlıksız ortamlarda, işyeri ve iş güvenliği olmadan, pazarlık gücünden yoksun ve
korumasız, istismara açık ve sigortasız olarak çalışmak zorunda kalırlar. Bu da iş
hayatında sağlıksız bir ortamın oluşmasına ve çalışma ilişkilerinin ve işgücü
piyasasının işleyişinin bozulmasına yol açar. Kayıt dışı ekonomik faaliyetlerde kadın
ve çocuk işçilere de talep olduğundan, bu kesimin de zor şartlarda çalışması söz
konusudur.
5. Teknolojik Sonuçlar
Kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin daha çok tarım ve hizmetler sektörlerinde
yoğunlaşması ve genel olarak küçük işletmeler ve şirketleşmemiş organizasyonlar
tarafından gerçekleştirilmesi sebebiyle, küçük işletmeler gelişen teknolojilere daha
kolay uyum sağlar denebilirse de, teknoloji geliştirmesi ve etkin araştırma-geliştirme
faaliyetinde bulunmaları beklenemez. “Teknoloji üretme ve uygulama kapasitesi
sanayinin rekabet gücünü belirleyen temel unsur haline gelmişken,” kayıt dışı
ekonominin teknolojik gelişmeler üzerindeki etkilerinin de olumsuz olduğu
görülmektedir.
32
Şekil 8. Kayıt dışı Sektörler ile Kayıt dışı Ekonominin İlişkisi
Kayıt dışı ekonomin en önemli unsuru kayıt dışı istihdamdır. Kayıt dışı ekonomi ile
mücadele kayıt dışı istihdamı önlemekle başlar.
1.3. KAYIT DIŞI İSTİHDAM
1.3.1.Tanım
Kayıt dışı istihdam kavramı ilk defa 1970 yılında ILO’nun düzenlendiği Dünya İstihdam
Programı (World Employment Program) kapsamındaki Kenya Raporunda “enformal sektör”
olarak kullanılmıştır. Raporda formel (kayıtlı) sektör tarafından karşılanamayan açık
işsizliğin enformel (kayıt dışı) sektör tarafından emildiği saptaması yapılmıştır (TOBB
1999).
33
Kayıt dışı ise referans döneminde yaptığı işten dolayı herhangi bir sosyal güvenlik
kuruluşuna kayıtlı olmayan nüfusu ifade etmektedir. Bir başka ifade ile kendi adına veya
bağımlı çalışanların çalışmalarını ve/veya elde ettikleri ücret ve kazançları ilgili kamu kurum
ve kuruluşlarına (vergi dairesi, sosyal güvenlik kurumu vb.) hiç bildirilmemesini yada gün
veya ücret olarak eksik bildirilmesini ifade etmektedir. Yukarıdaki diğer tanımlamalar
ölçülebilinirken, kayıt dışı istihdam ölçümü en zor olan parametredir.
Türkiye’nin 2010 yılı temmuz verilerine göre kayıt dışı istihdam sayıları Tablo 5’de
verilmiştir. Buna göre kayıt dışı istihdam sayısı 10 Milyon 579 bin kişi olup, kayıt dışı
istihdam %45,1 seviyesindedir. Kayıt dışı istihdam oranın en yüksek olduğu alan ise kendi
hesabına çalışanlar ile ücretsiz aile işçileri olmaktadır. Şekil 9 ise kayıt dışı çalışanların
çalışma şeklini göstermektedir.
Tablo 5. İstihdamdaki nüfus ve kayıt dışı çalışanlar (Temmuz-Bin kişi)
(http://www.gazeteport.com.tr/EKONOMI/NEWS/GP_783173)
Toplam
İstihdam
Kayıt dışı
İstihdam
Kayıt dışı
Oranı(%)
Toplam 23.478 10.579 45,1
Ücretli/yevmiyeli 14.137 3.875 27,4
İşveren 1.220 320 26,2
Kendi hesabına 4.583 3.120 68,1
Ücretsiz aile işçisi 3.537 3.263 92,3
Tarım(*) 6.284 5.392 85.8
Tarım dışı(*) 17.194 5.187 30.2
*TÜİK tarafından Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflandırılması, NACE Rev.2 kullanıldı.
34
Şekil 9. Kayıt dışı çalışanların çalışma biçimi (x1000)
9 Haziran 2008, Pazartesi tarihli Web adresi: http://www.sabah.com.tr/2008/06/09//haber,
E1FB0F72D3FC4C8CACB384B468BA31B2.html habere göre Türkiye ortalaması yüzde
46.9 olan kayıt dışı istihdam oranının, mali denetimin merkezi olan Ankara'da bile yüzde
30.1 düzeyinde bulunduğu belirlendi. Doğu Anadolu Bölgesi'nde ise bu oran yüzde 75'lere
ulaşıyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın verilerine göre, kayıt dışı oranlarında
ortalama yüzde 68.4 ile Doğu Anadolu Bölgesi ilk sırada yer aldı. Bunu yüzde 64.6 ile
Güneydoğu Anadolu, 58.4 ile Karadeniz, yüzde 53.8 ile Akdeniz, 51.5 ile Ege, 48.3 ile İç
Anadolu, yüzde 42.4 ile de Marmara Bölgesi izledi.
Kayıt dışılıkta yüzde 74.9 ile Ağrı, Ardahan, Bitlis, Hakkâri, Iğdır, Kars, Muş ve Van ise
başı çekerken, kayıt dışının en fazla olduğu illerde her dört kişiden üçünün sigortasız
çalıştığı ortaya çıktı. Bu illeri 74.1 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bulunan Diyarbakır
ve Şanlıurfa izledi. Kayıt dışının Adıyaman ve Kilis'te yüzde 62.9; Bingöl, Elazığ, Malatya
ve Tunceli'de yüzde 61.8; Erzincan ve Erzurum'da yüzde 60.5, Mardin, Şırnak, Siirt ve
Batman'da da yüzde 60 olduğu tespit edildi. Sanayi bölgelerinde kayıt dışılık oranı ise
Türkiye ortalamasının altında kaldı. İstanbul, Kocaeli ve Sakarya'da oran yüzde 39.8
seviyesinde bulunuyor. Bu oran Bursa'da yüzde 35.1'e düşürken, İzmir'de 43.9, Gaziantep'te
ise bu oran 62.9'a yükseliyor. Kontrol mekanizmasının merkezinde olan Ankara'da da kayıt
dışının yüzde 30.1 düzeyinde olduğu dikkat çekti.
35
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) 8 Nisan 2008’da Paris’te yayınladığı
yeni rapora göre dünyadaki aktif nüfusun % 60’ı kayıtdışı çalışıyor. Rakamlar, kayıtdışı
çalışmada rekor seviyeye ulaşıldığını gösteriyor. Rapor, küresel işgücünün yarısından
fazlasının (1.8 milyar kişi) sözleşmesiz ve sosyal güvenlikten yoksun olarak çalıştığını
belirtirken kayıtdışı çalışanların 700 milyonunun mutlak yoksulluk sınırının altında, 1 milyar
200 milyonunun da günde iki doların altında gelirle yaşadıklarını kaydetti. OECD’nin
“Kayıtdışı Normal mi?” başlığını taşıyan çalışması, kayıtdışı emekle yoksulluk arasındaki
bağlantıya dikkat çekerek, 2020 yılında kayıtdışı çalışan oranının % 66 olacağını öngörüyor.
Ayrıca rapor, finansal krizin birçok insanı çalışma hayatı dışına ittiğini ve işsizlik
sigortasının olmadığı gelişmekte olan ülkelerde insanların düşük ücretle, koruma olmayan ve
yüksek riske maruz kalan kayıtdışı işlerde çalışmaya zorlandığını ifade ederken, bu
durumdan genç insanların ve yaşlıların yanı sıra özellikle kadınların etkilendiğine dikkat
çekti.
36
1.3.2. Kayıt dışı İstihdamın Türleri
Kayıt dışı istihdam, çalışmaları hiç bildirilmeyenler ve çalışmaları eksik bildirilenler olmak
üzere ikiye ayrılmaktadır (Tunç 2007).
a) Çalışmaları Hiç Bildirilmeyenler: Çalışmaları kamu kurum ve kuruluşlarına hiç
bildirilmeyenlerin yapmış olduğu çalışmalar kayıt dışı istihdamın en yaygın şeklini
oluşturmaktadır. Çalışmaları hiç bildirilmeyenler aşağıdaki gibi sıralanabilir.
 Yabancı kacak işçiler,
 Çalışan çocuklar,
 Sosyal Güvenlik Kurumundan gelir ve aylık alanlar,
 Kayıt dışında çalışan erkek ve kadınlar,
 Kayıt dışında çalışan dul, yetim ve maluller.
b) Çalışmaları Eksik Bildirilenler: Bu gruptakiler çalışmaları eksik bildirilenler,
çalışmaları ücret veya gün olarak eksik bildirilenler ve ilk işlerinde kayıtlı - diğer
işlerinde kayıtlı olmayanlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
i) Çalışmaları Ücret veya Gün Olarak Eksik Bildirilenler : Kayıt dışı
istihdamın bir başka turu, çalışanların çalışmalarının ücret olarak,
ilgili kamu kurum ve kuruluşuna eksik bildirilmesidir. İşverenler
istihdam ettikleri çalışanlarına yüksek ücret ödemelerine rağmen,
37
ilgili kamu kurum ve kuruluşuna asgari ücret üzerinden bildirimde
bulunmaktadırlar. Böylece ücretin eksik bildirimi yapılmakta, işçilerin
fiilen aldığı ücretler ile kamu kurumlarına bildirilen ücretler
arasındaki tutar kadar, kayıt dışılığa neden olunmaktadır.
ii) İlk İşlerinde Kayıtlı - diğer İşlerinde Kayıtlı Olmayanlar: Geçim sıkıntısı ve
yaşam koşulların ağırlığı, kayıtlı çalışan insanları esas işleri dışında
bir başka işte daha çalışmaya zorlamaktadır. Günümüzde ekonomik
ve sosyal refah düzeyini yükseltmek isteyen kayıtlı çalışanlar, yasa
dışı da olsa ikinci bir işte çalışmayı göze almakta ve sigortasız olarak
çalışmaktadırlar.
1.3.3. Kayıt dışı İstihdamın Nedenleri
Gelişmekte olan ülkelerde, istihdam yaratma olanakları sınırlıdır. Bu nedenle kayıtlı sektörde
istihdam edilemeyen işgücü, piyasaya giriş ve çıkışın kolay olduğu, herhangi bir eğitim ya da
uzmanlık gerektirmeyen, büyük miktarda sermayeye ihtiyaç duyulmayan evde çalışma, fason
üretim, işportacılık, simitçilik, pazarcılık, su satıcılığı vb. işlerin yapıldığı kayıt dışı sektörde
sosyal güvencesiz olarak çalışmaktadır. Ayrıca, sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı bir
şekilde çalışmadığı ülkelerde kayıt dışı istihdam işverenler için ucuz işgücü, çalışanlar için
ise bir ekmek kapısı olarak ortaya çıkmaktadır. İlave olarak kayıt dışı istihdam işsizlere,
düşük ücretli kamu sektörü çalışanlarına, yeterli maaş alamayan emeklilere gelirlerini
yükseltme konusunda bir kaynak oluşturmaktadır.
Tüm bunları özetlediğimiz zaman, kayıt dışı istihdamın ortaya çıkmasına aşağıdaki unsurlar
sebep olmaktadır:
 Hızlı nüfus artışı, kırdan kente iç göç,
 Bölgeler arası gelişmişlik farklılıkları,
 İşgücü maliyetlerinin (vergi-sigorta prim yükü) yüksek olması,
 Bürokratik işlemlerin fazla ve karışık olması,
 Etkin denetimin gerçekleştirilememesi,
 Bilgilendirme ve bilinçlendirme kampanyalarındaki eksiklikler,
 Sosyal güvenlik ve vergi kanunlarının sıklıkla değiştirilmesi,
38
 Sosyal güvenlik hizmetlerinin iyi sunulamaması,
 Kamu kurum ve kuruluşları arasındaki koordinasyon eksikliği,
 Çalışma ilişkilerinde meydana gelen değişmeler,
 Gelir dağılımındaki adaletsizlik, yoksulluk ve işsizlik,
 Ekonominin tarım ve hizmetler sektörüne dayanıyor olması,
 Küçük ve orta ölçekli işletmelerin sayıca çokluğu,
 İşsizlik oranının yüksekliği,
 İstihdamın katma değerinin düşük olması,
 Enflasyonun yüksek seviyelerde olması,
 Büyük sanayinin işgücü arzını emebilecek istihdamı yaratamaması,
 Ekonomik büyüme problemleri ve ekonomik krizlerin varlığı,
 Çalışma mevzuatındaki esneklik hükümlerinin uygulanamaması,
 Sendikalaşma oranının düşük olması.
1.3.4. Kayıt dışı İstihdamın Yaygın Olduğu sektörler
Kayıt dışı çalışmanın yaygın olduğu sektörler dört ana gruba ayrılırlar. Bu sektörler;
 Tarım,
 İnşaat,
 İmalat sanayi,
 Toplumsal ve kişisel hizmetler,
Kayıt dışı istihdamın daha az olduğu sektörler ise;
 Perakende satış,
 Nakliyat,
 Otel/Turizm/Yiyecek
Genel olarak bakıldığı zaman, kayıt dışı çalışmanın yüksek olduğu sektörler, genelde emekyoğun
sektörlerdir. Türkiye’de Gelir İdaresi Başkanlığı’nca hazırlanan Kayıt Dışı Ekonomi
39
İle Mücadele Stratejisi Eylem Planında (2008-2010), kayıt dışı istihdamla ilgili tespit ve
değerlendirmelere göre sektör bazında kayıt dışı istihdam oranlarını aşağıda verilmiştir:
• Tarım: yüzde 87.4
• İnşaat ve bayındırlık: yüzde 62.2
• Toptan ve perakende ticaret, lokanta ve oteller: yüzde 43.1
• Ulaştırma, haberleşme ve depolama: yüzde 39,9
• İmalat sanayi: yüzde 32
• Madencilik ve taş ocakçılığı: yüzde 15.8
• Elektrik, gaz ve su: yüzde 3
• Mali kurumlar, sigorta, taşınmaz mallara ait işler: yüzde 19.6
• Toplum hizmetleri, sosyal ve kişisel hizmetler: yüzde 17.9
Bu oranların grafiksel gösterimi ise Şekil 10’de görülmektedir.
Şekil 10. 2006 Yılı Kayıt dışı Sektörel Dağılımı (GİB- Raporu)
40
Kayıt dışı çalışanların büyük bir çoğunluğunu aşağıdaki gruplar oluşturur;
 İşsizler,
 İkinci bir işi sahibi olanlar,
 Kendi hesabına çalışanlar,
 Yabancı kaçak işçiler,
 Öğrenciler,
TÜİK verilerine bakıldığı zaman kayıt dışı istihdam oranı %45 düzeylerindedir. Türkiye
genelinde kayıt dışı istihdamın %50’si tarım sektöründedir.
41
BÖLÜM 2 KAYIT DIŞI İSTİHDAMIN OLUMSUZ ETKİLERİ
2.1. Genel
Kayıt dışı istihdam kayıt dışı ekonominin çalışma hayatına yansıyan yüzüdür. Kayıt dışı
üretilen ürün ve hizmetlerin büyük bir çoğunluğu kayıt dışı çalıştırılan işçiler tarafından
üretilmektedir. Bu nedenle kayıt dışı istihdamın etkileri de, kayıt dışı ekonominin etkilerine
benzerlik gösterir. Ancak detayda bazı faklılıklar vardır. Kayıt dışı istihdamın etkilerini
etkilediği unsura göre üç gruba ayırmak mümkündür:
 Ülke ekonomisi üzerindeki etkileri,
 Kayıt dışı işçi/eleman çalıştıran işyerlerine olan etkileri,
 Kayıt dışı çalışan birey üzerindeki etkileri
2.2. Ülke ekonomisi üzerine etkisi
Kayıt dışı istihdamın ülke ekonomisi üzerindeki en bariz etkisi kayıt dışı ekonomiye sebep
olmasıdır. Çünkü kayıt dışı olan ürün ve hizmetlerin büyük çoğunluğu kayıt dışı çalışan
işçiler tarafından üretilmektedir. Kayıt dışı ürün ve hizmetlerde kayıt dışı ekonomiyi
oluşturmaktadır. Kayıt dışı ekonominin ülke genel ekonomisi yani kayıtlı ekonomi
üzerindeki etkileri de aşağıdaki gibi yazılabilir:
1. Kayıt dışı büyüdükçe kayıtlı ekonomi küçülür,
2. Kayıtlı ekonomi küçüldükçe vergi gelirleri azalır
3. Gelir vergisi azalınca, bütçe açıkları ortaya çıkar. Bunu önlemek için,
a. Devlet borçlanır; Özel sektör yatırımı azalır, faizler ve buna bağlı olarak
enflasyon artar.
b. Merkez Bankası para basar; Enflasyon artar, gelir dağılımı bozulur
4. Bankalar topladığı mevduatı yatırım için yatırımcıya aktarmaz. Yatırımcının
karlılığı düşüktür, ancak devlet tahvil faizleri daha yüksektir. Doğal olarak da
bankalar devlet tahviline yatırım yapar.
5. Vergisini tam ödeyenlerle kayıt dışılık nedeniyle vergi ödemeyenler arasında
adaletsizlik oluşur. Vergi ödeyenlerin dezavantajına haksız rekabet oluşur. Vergi
ödeyenlerin ekstra maliyeti oluşmuş olur.
42
6. Resmi ekonomik göstergelerle, gerçek durumdan farklıdır. Buda tüm ekonomik
ve mali politikaların uygulanmasının veya sonuçlarının farklı olmasına sebep olur.
Genel anlamda oluşturulan mali ve ekonomik politikalar başarısız olur.
7. Kayıt dışı çalışan sayısı arttığı için, sosyal güvenlik sisteminin geliri azalır. Buda
sosyal güvenlik sisteminin gelişimi engeller.
8. Kayıt dışılılık la birlikte Yasadışı faaliyetlerin artmasına, dolayısıyla devlet
otoritesi zayıflar, rüşvet, suiistimal olayları artar. Buda toplumsal yapıyı bozar.
9. Çalışanların sosyal güvenliği onların Anayasal haklarıdır. Devletin bu hakkı
onlara sağlayamaması kayıt dışında çalışanlarda ve toplumun diğer kesimlerinde
Devlete olan güvenin kaybolmasına neden olmaktadır.
2.3. Kayıt dışı işçi/eleman çalıştıran işyerlerine olan etkileri
Kayıt dışı istihdamın, kayıt dışı işçi çalıştıran işyerleri üzerinde de olumsuz etkileri vardır.
1. Kayıt dışı istihdam yapan firmalar belirli oranlarda görünmez olmak
zorundadırlar. Bunun için bazen gerekli modern ekipmanları alarak yatırım
yapamazlar. Yatırım olmadan da büyüyemezler.
2. Mali yapıları tam belirgin olmadığı için, küçük ve orta boy işletmelere sağlanan
kredi ve desteklerden tam olarak yararlanamazlar. Bu durumda kısa vade
finansman ihtiyaçlarını daha pahalı kaynaklardan sağlarlar. Sağlanan destek ve
krediler, hibe şeklinde, düşük faizli ve geç ödemeli olmasına karşın, diğer
kaynaklar hem yüksek faizli hem de kısa vadeli olmaktadır.
3. Firma kayıtsız çalıştığı için uzun vadede ihracat potansiyeli azalacaktır. Günümüz
küreselleşen ekonomik dünyasında ihracat yapamayan bir firmanın varlığını
sürdürmesi çok zordur.
4. Kayıt dışı çalıştığı için Marka yaratamamaktadır. Marka olmadığı müddetçe yine
varlığını sürdürmesi çok zordur.
5. Çok ciddi ekonomik risk almaktadır. Çünkü;
i) Kayıt dışılık her zaman gizli kalmaz. SGK’nın denetim elemanlarının
yaptıkları denetimler sonucunda SGK’ya bildirilmediği halde çalışanları
veya bildirildiği halde ücretlerin düşük gösterildiğini tespit edilir. Bu tespit
sonucunda işyerine hem idari para cezası verilir hem de ödenmeyen veya
43
eksik ödenen primlerle birlikte bunların gecikme zammı ve faizlerini
ödemesi istenir. Bu çok ciddi ekonomik külfet oluşturur.
ii) SGK tarafından 2008 yılında çıkarılan bir Tebliğ ile bankalar ve hemen
hemen tüm kurumlarda işlem yapılan kişilerin meslek ve sigortalılık bilgileri
alınarak SGK’ya gönderilmekte ve SGK tarafından da bu bilgiler kendi
kayıtları ile karşılaştırılmakta, akabinde de sigortasız olduğu anlaşılan kişiler
kapsama alınarak işverene yüklü miktarda sigorta primi ve idari para cezası
tahakkuk ettirilmektedir. Yani işyerine denetim elemanı gelmeden ve
haberiniz olmadan işyerinde kayıt dışı kişi istihdam ettiği belirlenebilir.
6. Kayıtsız çalışan birinin iş kazası geçirdiğinde, iş kazası sonucunda çalışanın vefat
ettiğini veya vücudunda uzuv kaybı oluştuğunda konu emniyete intikal edecektir.
Emniyetin olayı SGK’ya bildirecektir. Bunun sonucunda yapılan ve yapılacak
tüm tedavi masrafları, sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanacak emekli maaşı
niteliğindeki gelir işverene ödettirilmektedir. Bu durum firma üzerinde çok büyük
bir mali külfet getirecek ve hatta firmanın tasfiyesine kadar gidebilecek bir
durumdur. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) raporlarına göre iş kazaları
bakımından Türkiye’nin Avrupa’da birinci sırada yer aldığı belirtilen açıklamada,
ülkemizde yılda ortalama 170 bin iş kazası meydana geldiği, iş kazalarında
ölenlerinin sayısının bin 140, sakat kalanların 2 bin 850 kişi olduğu bilgileri yer
aldı. Bu rakamların, her 43 saniyede bir iş kazası olurken, her 110 dakikada
ölümlü bir iş kazası yaşandığı anlamına geldiği ifade edilmektedir (Şekil 11).
Şekil 12’de ise iş kazaların maliyetleri ile ilgili bilgiler yer almaktadır.
44
Şekil 11. Yıllara göre iş kazası hızı
Şekil 12. İş kazalarının maliyetleri
45
7. Niteliksiz işgücü ile çalışmak zorundadır. Buda firmanın verimli olmasını
zorlaştırmaktadır. Niteliksiz işgücü olunca, hem onları iş için eğitmek zorunda, bu
bir kayıptır. Hem de onlardan yeterli performans alması zorlaşır. Niteliksiz işgücü
büyük oranda “kas gücü” sağlar. Günümüzde kas gücü ile iş üretmek çok zordur.
8. Firmada kurum kültürü oluşmaz. Firma kurumsallaşamaz. Özellikle günümüzde
çok önemli olan “Bilgi Yönetimi” konusu kayıt dışı istihdam ile yapılamaz. Bu
kapsamdaki işletmelerde oluşan örtülü bilgi açık bilgi haline dönüşmesi mümkün
değildir.
9. Kayıt dışı istihdam firmaların verimliliği üzerinde etkilidir. Şekil 12’deki grafik
bu ilişkiyi göstermektedir.
Şekil 12. Kayıt dışı ile Verimlilik arasındaki ilişki
46
2.4. Kayıt Dışı İstihdamın Çalışanlar Üzerindeki etkileri
1. Sosyal güvenlikten mahrumiyet; Anayasa’nın 60. maddesinde; “Herkes sosyal
güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve
teşkilat kurar.” denilmek suretiyle sosyal güvenlik hakkı Anayasal bir hak olarak
belirlenmiştir. Kayıt dışı istihdam doğrudan bu hakka bir saldırıdır. Bunun
neticesinde çalışanlar;
a) Sağlık ve çeşitli kısa vadeli riskler açısından sosyal güvencesiz kalmakta,
b) Sağlık yardımlarından yeterince faydalanamamakta,
c) Emeklilik haklarından mahrum kalmakta veya geçimlerini sağlamayacak
derecede düşük emeklilik aylığı bağlanmakta,
d) İş kazası veya meslek hastalığı sonucu işçinin uğrayacağı gelir kaybı, tedavi
masrafları ve işgücü kaybı olarak sayılabilir.
2. Düşük Ücretle Çalışma: Kayıt dışı istihdam edilenler herhangi bir yasal güvenceye
sahip olamadıklarından düşük ücretle çalışmaya razı olmaktadırlar.
3. İşsizliğe sebep olma: Kayıt dışı istihdam sonucunda genel ekonomik kayıplar
nedeniyle yatırımlar azalmakta, enflasyon artmakta ve bunun neticesinde işsizlik
oluşmaktadır.
47
BÖLÜM 3 KAYITLI İSTİHDAMIN KAZANIMLARI
İstihdamın kayıt altına alınması sonucunda, kayıt dışı istihdam ve ona bağlı olarak gelişen
kayıt dışı ekonomi küçülecektir. Bunun soncunda da her iki durumda oluşan ve bölüm 2’de
belirtilen olumsuzluklar ortadan kalkarak, ülke, kurumlar ve bireyler top yekun kazançlı
çıkacaklardır.
Bu kazanımları aşağıda sıralanmıştır;
Ülke ekonomisi açısından kazanımlar:
i) Kayıt dışı ekonomi küçülecektir. Buna bağlı olarak kayıtlı ekonomiyi büyüyecektir.
Kayıtlı ekonomi büyüdükçe, devletin vergi gelirleri artacak, buna bağlı olarak
bütçe açığı oluşmayacak veya çok az olacak. Bütçe açığı olmayınca, devlet borç
almak zorunda veya para basmak zorunda olmayacak. Buna bağlı olarak
enflasyon artışı yavaşlayacak veya makul seviyede olacaktır. Faizler azalacak,
yatırımlar artacaktır. Devletin yapmak zorunda olduğu kamu hizmetleri daha iyi
yerine getirilecek, genel bir iyileşme olacaktır.
ii) Yasal olamayan faaliyetler azalacak veya ortadan kalkacak, devlete olan güven
artacak.
iii) Resmi ekonomik göstergelerle gerçek durum daha uyumlu olacak. Buna bağlı olarak
geliştirilen plan ve programlar başarılı olacak. Genel ekonomi daha iyiye
gidecektir.
iv) Devlet vatandaşlarına daha iyi bir sosyal güvenlik sistemi sunacaktır.
İşyerlerinin Kazanımları:
i) Görünmez olmak zorunda olmayacaklar. İşleri için gerekli modern ekipmanları daha
kolay alıp, istedikleri yatırımı yapacaklardı.
ii) Mali yapıları belirgin olacağı için, küçük ve orta boy işletmelere sağlanan hibe, kredi
ve desteklerden daha kolay ve tam olarak yararlanabileceklerdir. Daha pahalı
kaynak bulmak zorunda bulmak zorunda kalmayacaklar. Buda onların
sürekliliğini ve kendilerini geliştirmelerini sağlayacaklardır.
48
iii) Kayıtlı olduğu için ihracat potansiyeli oluşacak, ürünlerini ihraç edebilecek sistemin
içine girebileceklerdir. Buda firmanın büyümesini ve kurumsallaşmasını
sağlayacaktır.
i) Marka olabileceklerdir. Marka işletmenin mal ya da hizmetlerini başka bir
işletmenin mal ya da hizmetlerinden ayırt etmek amacıyla kişi adları, sözcükler,
şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi ve ambalajı gibi, çizimle
görüntülenebilen ya da benzer biçimde ifade edilebilen baskı yoluyla
yayınlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işaretlerdir. Günümüz iş dünyasında
marka olmak çok önemlidir. Varlığını sürdürmek ve büyümek isteyen firmalar
mutlaka marka değer yaratmalıdırlar. Marka olabilmek içinde şeffaf ve görünür
olmak zorundadırlar. Hızla küreselleşen dünyada işletmeler, teknolojinin
sağladığı imkânlarla, daha önceden ulaşamadıkları pazarlara kolayca girme
imkânı bulabilmektedirler. Bu pazarlara girerken ürünün markası, imajı,
konumlandırması, pazarlama stratejisi, reklâm stratejisi, kişiliği, mesajı ve logosu
gibi kavramlar ön plana çıkmaktadır. Böyle bir dünyada ise işletmeler
markalaşma gereğini her geçen gün daha yakından hissetmektedirler. Marka
olmak ise, işletme (yönetim, organizasyon, sistem), Üretim (mal ya da hizmet),
Pazarlama, Satış, Dağıtım, Servis ve Tanıtım (kurumsal kimlik, halkla ilişkiler,
reklâm) konularında, işletmenin bir bütün olarak başarılı olması (verimli)
anlamını taşır.
ii) Ekonomik risk almak zorunda kalmayacaklardır. Kayıt dışı istihdam dan yararlanan
firmalar sosyal güvenlik kurumuna karşı yasal olarak çok büyük bir risk
almaktadırlar. Hem kayıt işgücü bulundurmanın mali sorumluluğu çok büyüktür,
hem de olası bir iş kazsı durumunda ödenecek meblağlar çok yüksektir. Yani çok
büyük bir risk alınmaktadır. Özellikle kayıt dışı çalışılan yerlerde, çalışma
düzenleri de zaten yetersiz ve iş kazalarına davetiye çıkaracak şekildedir. Bu
koşullarda iş kazası riski çok yüksek olup, böyle bir durumun yaratacağı olumsuz
etkiler firmanın sonunu da getirebilir. Kayıt dışı istihdama prim vermeyerek
firma bu riski almamış olur. Çünkü bu risk ayni zamanda sigortalattırılamayan bir
risktir.
49
iii) Firmada kurumsallaşma gelişir, bilgi birikimi artar. KOBİ ve aile firmalarının
varlıklarını sürdürmeleri aynı zamanda kurumsallaşmalarına bağlıdır.
Kurumsallaşmayan firmalar varlıklarını sürdüremezler. Kurumsallaşmanın temeli
de işleri kuralına göre yapmak ve her kuralı yazılı hale getirmektir. Ayrıca
çalışanlarda bir süreklilik ve aidat duygusu gelişeceği için , bireylerde biriken
örtülü bilgiler, açığa çıkarılarak tüm firma çalışanlarının yararlanması sağlanır.
iv) Firmanın verimliliği, dolayısıyla karı artar. Buda herkesin kazanması demektir.
Çalışanların Kazanımları:
i) Çalışanlar sosyal güvenlik sahibi olurlar. Hastalık veya bir takım kazalar karşısında
hem kendileri hem de bakmakla sorumlu oldukları bireyler güvence altına
alınmış olurlar.
50
ii) Yaşlandıkları veya iş göremez oldukları zaman hayatlarını sürdürecek bir gelire
sahip olmak için emeklilik hakkı kazanırlar.
iii) Düşük ücretle çalışmak zorunda kalmaz, piyasa koşullarının uygun gördüğü en
azından minimum ücrete sahip olurlar.
51
YARARLANILAN KAYNAKLAR
1. Aktan, C. C, Dileyici, D. & Vural, İ. Y. (2006). Vergileme Ekonomisi ve Vergileme
Psikolojisi. Seçkin Yayıncılık: Ankara.
1. Aktan, C.C. ve Savaşan F., 2009, “Kayıt dışı Ekonomi ve Etik”, Yolsuzluğun
Önlenmesi için Etik Projesi Akademik Araştırma Prjesi, Avrupa Konseyi ve
Başbakanlık Etik Kurulu.
2. Altuğ, O. (1999), “Kayıt dışı Ekonominin Boyutları,” Erciyes Üniversitesi İİBF
Dergisi, Sayı 15.
3. Candan, M., 2007, “kayıt dışı istihdam, yabancı kaçak işçi istihdamı ve toplumumuz
üzerindeki sosyo-ekonomik etkileri”, T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı-
Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü, Uzmanlık tezi.
4. Kapar, R.; Gelişmiş Ülkelerde Enformel İstihdamın Boyutları
5. Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı (2008-2010), GİB, 2008
6. Kırcı, N., 2006, “Türkiye’de Kayıt Dışı Ekonominin Tahmini: Ekonometrik Bir
Yaklaşım”, Y.Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü
7. Schneider, F. and F. Savasan (2007), “Dymimic Estimates of the Size of Shadow
Economies of Turkey and of Her Naighbouring Countries”, International Research
Journal of Finance and Economics, Issue 9, pp. 126-143.
8. Tecim, B.A., 2008, “Kayıt dışı Ekonomide Vergi ve Vergi Denetimin Önemi”,
Y.Lisans Tezi, T.C. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İzmir.
9. TİSK Çalışma İstatistikleri ve İşgücü Maliyeti Araştırmaları, 1985-2007
10. Tunç, M., 2007, “Kayıt Dışı İstihdamla Mücadelede Geliştirilen Stratejiler
Uygulanan Politikalar Ve Gelişmiş Ülke Örnekleri”, T.C. Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı-Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü, Uzmanlık tezi.
11. TÜİK haber bülteni, Sayı 160, 15 Eylül 2010.
12. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Ekonomik Rapor, TOBB, 1999
13. http://www.tuik.gov.tr, “Hanehalkı İşgücü Anketleri hakkında genel açıklama”.
14. http://www.huk.gov.tr/konusma6.html (05.05.2007)
15. http://www.gazeteport.com.tr/EKONOMI/NEWS/GP_783173
52
16. http://www.kayitdisiekonomi.com/
53
EK 1:
04 Ekim 2006 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 26309
Başbakanlıktan:
Konu: Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele (KADİM) Projesi
GENELGE 2006/28
Dünyada, özellikle belge düzeninin ve kontrol mekanizmasının yeterince gelişmemiş
olduğu ülkelerde, kayıt dışı ekonominin toplam ekonomi içerisinde büyük bir yer işgal ettiği
bilinmektedir. Genel ekonomik dengeler, işsizlik ve toplumsal duyarlılıklar, yabancı kaçak
işçi çalıştırılmasının ve kayıt dışı istihdamın önlenmesi amacıyla planlı, koordineli, etkin,
sürekli ve tüm kesimlerin katıldığı çalışmaları zorunlu kılmaktadır.
Ülkemizde de kayıt dışı istihdamla mücadele için öncelikle mükellefleri kayıt dışılığa
iten nedenlerin iyi belirlenmesi; bu amaçta toplumsal uzlaşma ve hareket birlikteliği
sağlanması ve buna uygun politikaların karma olarak uygulanması gerekmektedir.
Ülke ekonomisini ve sosyal hayatı olumsuz etkileyen kayıt dışı istihdamla mücadele
ancak halkın, kamu yönetiminin ve sosyal tarafların birlikteliği ile etkin bir şekilde
yürütülebilecektir. Bu amaçla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca hazırlanan "Kayıt
Dışı İstihdamla Mücadele (KADİM) Projesi" genelge ekinde yer almaktadır.
Projede görev alacak kamu kurum ve kuruluşları ile bunlar tarafından yerine
getirilecek görevler ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Projenin uygulanması ve sonuçların
denetlenmesi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın sorumluluğundadır. Kayıt dışı
istihdamla mücadeleyi planlı ve koordineli bir şekilde yönetmek üzere Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı bünyesinde Kayıt Dışı İstihdamla
Mücadele Koordinatörlüğü kurulmuştur.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Projenin icrasını; İçişleri Bakanlığı, Maliye
Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Devlet
Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve Küçük ve
Orta Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı ile koordinasyon halinde
ve başta sendikalar ve meslek kuruluşları olmak üzere sosyal taraflar ve diğer sivil toplum
kuruluşları ile birlikte yürütecektir. Projenin icrası aşamasında gerek duyulan diğer
kuruluşlarla da koordinasyon sağlanacaktır.
54
Bu çerçevede, il düzeyinde kayıt dışı istihdamın önlenmesine yönelik çalışmaların
valilerimizin sorumluluğunda ilgili tüm kuruluşların katkı ve katılımları ile yürütülmesi
uygun görülmüştür.
Kayıtlı istihdama geçiş için yapılacak faaliyetlerin ülke düzeyinde başarıya ulaşmasında
valiler ve kaymakamların yapacağı çalışmalar ve konuya gösterecekleri duyarlılık, elde
edilecek sonuçlar açısından son derece belirleyici olacaktır.
Valilikler özellikle SSK, Bağ-Kur, İŞKUR ve Maliye Bakanlığı il teşkilatlarının kayıt
dışı istihdam ile mücadele faaliyetlerini yakınen gözetecek, öncelikle sosyal güvenlik
kuruluşlarımız ve bunların denetim birimleri olmak üzere, ilgili tüm il kuruluşlarının
koordineli çalışmalarını sağlayacak, genel ve özel kolluk birimlerinin ihtiyaç halinde gerekli
desteği vermelerini temin edeceklerdir.
Bilgilerinizi ve gereğini rica ederim.
RecepTayyip ERDOĞAN
Başbakan

Kaynak : www.bafrakidem.org
 

Ekli dosyalar

  • kayitli_istihdam_kazanimlari_www.isgfrm.com.pdf
    2.4 MB · Görüntüleme: 71
Üst