Bilgilendirme Orman İşçileri İçin Sağlık Ve Güvenlik Önlemleri

Konu, 'Tarım, Hayvan ve Ormancılık Sektöründe İSG Uygulamaları' kısmında Kaan SAKA tarafından paylaşıldı.

Sayfayı Paylaş

  1. Kaan SAKA

    Kaan SAKA TÜİSAG Kurucusu Admin



    ORMAN İŞÇİLERİ İÇİN SAĞLIK VE GÜVENLİK ÖNLEMLERİ
    Teknolojinn gelişmesi ile birlikte ormancılık sektöründe de mekanizasyon artmıştır. Ağaçlar artık grayderlerebenzeyen araçlar sayesinde insan eli hiç değmeden kesilebilmektedir. Bu makinaların kullanıyor olması elbette iş sağlığı açısından önemli bir gelişmedir; çünkü yapılan işler kabin içinden idare edildiği için elle kullanılan testerelerin yarattığı birçok risk ortadan kalkmaktadır. Ayrıca kabinler, değişik hava koşullarında çalışmayı da kolaylaştırmaktadır. Ne var ki, bu makinalar çok pahalıdır. Birçoğunun değeri 1,000,000 Amerikan Doları’ndan aşağı değildir. Ayrıca mekanizasyonun artması, işsizlik sorununu da beraberinde getirebilir.
    Kesilmelere karşı alınacak mekanik önlemlerden sonra elleri ve vücudu korumak için el koruyucu eldivenlerin vekoruyucu giysilerin içine koruyucu tabanlar ve yastığa benzer pedler (ayakkabı tabanlığına benzer) yerleştirilmektedir. Birkaç kat ‘dayanıklı liflerden’ oluşmuş bu elyaf, giysilerin içine yerleştirildikten sonra, testere zincirleri bu bölgeye dokunduğunda, dayanıklı lifler dışarı çıkar ve gerilimden ötürü makine durur ve böylecek kesilme riski azalmış olur. Ancak unutulmamalıdır ki, kesilmeye karşı vücudu tamamen koruyabilecek materyal çok kalındır ve genellikle uzun çalışmalar açısından kullanım rahatlığı hemen hiç yoktur. Onun için testereler kullanılırken son derece dikkat edilmelidir
    Kauçuktan yapılmış ayak koruyucu botlar ve ayakkabılar, testerelerin neden olduğu kesikleri önlemek konusunda oldukça etkilidir. Kesikler özellikle ayaklarda, parmaklara yakın yerlerde sıkça meydana gelmektedir onun için bu bölgelerin ‘metal kaplı’ olması, parmakları kesiklere karşı koruyacaktır. Çok sıcak havalarda kauçuk botların kullanılması mümkün değildir bunun için deri olanlar yine parmakların olduğu bölge metalle kaplanmak suretiyle kullanılabilir(çelik burunlu ayakkabı).
    Düşen ağaçlara ve dallara karşı işçilerin korunması için baş koruyucu donanımlar olan baretler, kasklar vebaşlıklar takmak gerekmektedir. Bunlar aynı zamanda testerenin geri tepmesiyle birlikte başa gelmesi durumunda da kesilmeye karşı yaşamsal bir rol oynar. Çünkü baş bölgesinde testerenin yarattığı kesilmeler çoğunlukla ölümlesonuçlanmaktadır. Bununla birlikte kafaya rahatça oturan ve ağır olmayan bir başlığın kullanılması çok önemlidir. Tersi durumda, işçi rahatsız olduğu için dikkati dağılacak ya da gün sonunda bazı ağrılar ortaya çıkacaktır. Sıcak havalarda başın hava alması için, delikli olanlar yeğlenmelidir. Ancak deliklerin çoğalması, başlığın travmalara*karşı gösterdiği direnci azaltır.
    Yüzü korumak için özellikle başlığa monte edilmiş, indirilip-kaldırılabilen yüz koruyucu siperler(maskeler)kullanılabilir. Bunlar genellikle plastikten yapılmaktadır ve şeffaf olduğu için net bir görüş sağlamaktadır. Ancak kolayca pislenir ve plastik temizlenirken kullanılan kimyasallar kolayca aşındırma yapar. Bu nedenle farklı materyallerden yapılmış ağ şeklinde yüz tülleri de kullanılabilir. Yine gözleri korumak için koruyucu gözlüklertakılabilir; ancak buğulunmaya karşı özel olarak tasarlanmış olan modeller kullanılmalıdır. Tersi durumda görüş engellenir ki, bu daha büyük kaza riskleri doğurur.
    Ormancılıkta kullanılan makinalar ve testereler oldukça çok gürültü çıkarırlar. Bu nedenle bu gürültüye uzun süre sunuk kalan işçilerde duyma ile ilgili sorunlar meydana gelir. Eğer önlem alınmaz ve çok uzun yıllar bu gürültüye sunuk kalınırsa, sonunda sağırlıklar ortaya çıkar. Bunun için kulak koruyucu donanımlar olan kulaklıkların ve kulak tıkaçlarının mutlaka çalışılırken kullanılması gerekmektedir. Bu kulaklıkların etkili olarak kullanılabilmesi için kulağa tam oturması ve kulakla ortam arasında tam bir tampon oluşturması gerekir. Gözlüklerin ya da başlıkların çıkıntıları kulaklıkların tam oturmasını engellerse o zaman tam bir koruma sağlanamaz
    *Alzheimer hastalığında henüz bilinmeyen nedenlerle beynin belli bölgelerinde proteinler birikerek sinir hücrelerini hasara uğratmakta; birbirleri ile olan bağlantılarını koparmakta ve sinir uyarılarını taşıyan bazı kimyasal maddelerin miktarını azaltmaktadır. Kısacası, beynin iletişim ağı ciddi anlamda bozulmaktadır. Bunun sonucunda da bilgiler ve zihinsel beceriler birer birer yitirilmektedir.
    Ensefalopati, beyni etkileyen her türlü hastalığa verilen genel addır.
    Lenf kanserlerinin genel adı lenfomadır. Oldukça seyrek karşılaşılan kanserlerden olan Hodgkin hastalığı, lenfoma gruplarından biridir. Lenf kanserlerinin geri kalanına Hodgkin-dışı (non-Hodgkin) lenfomalar denmektedir.
    Gaz sobaları, mangal,egzoz gazı, grizu, kömür ve karbon taşıyan yakıtların iyi yanmamaları sonucu açığa çıkan karbon monoksit gazı, karbon monoksit zehirlenmesine neden olur. Kapalı bir ortamda yoğun miktarda karbon monoksit solunması zehirlenmeye neden olur. CO(karbon monoksit); renksiz, kokusuz ve akciğerleri tahriş etmeyen bir gaz olduğundan solunum yapılırken fark edilmez. Havada 1/1000 oranında olsa dahi öldürücüdür. Zehirlenmenin belirtileri; baş ağrısı, baş dönmesi, terleme, kulak çınlaması, bulantı, kusma, solunum zorluğu, bayılma hissi, tansiyon düşüklüğü, hareket edememe, şuur kaybı ve komadır. Hasta temiz havaya çıkarılmalı ve sağlık yardımı alınmalıdır.
    Karpal tünel sendromu, elin ve el bileğinin ağrılı bir hastalığıdır. Karpal tünel, el bileğindeki kemik ve diğer dokuların oluşturduğu dar bir kanaldır. Bu tünelin içinden median sinir geçer. Bu sinir başparmak, işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının duyusunu alır ve başparmaktaki kaslara kumanda eder. Bu tünelin içerisindeki bağlar ve tendonlar şişip gerildiği zaman, median sinire baskı yaparlar. Bu baskı giderek karpal tünel sendromunu oluşturur.
    Kuduz, insanlarda ve özellikle et yiyen hayvanlarda görülen, beyine yerleşerek felçlere neden olan ve ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. İnsanlara kuduzu en çok bulaştıran hayvan köpektir. Bunun yanı sıra kurt, çakal, sırtlan, tilki, ayı ve eşek önemli bulaşma kaynaklarıdır. Hastalığın ortaya çıkması, hastalık etkeni olan virüs’ün vücuda girmesinden sonra ortalama 2-8 haftadır. Hastalık genellikle kişilik ve huy değişikliği, huzursuzluk, kırıklık, ateş yükselmesi, ısırık yerinin ve/veya tüm vücudun kaşınması ile başlar; huzursuzluk giderek kontrol altına alınamaz; tükürük salgısı aşırı artar. Yutma ve solunum merkezlerinin felç olması nedeniyle yutma güçlüğü ve nefes almada zorluk görülür. Bu belirtilerin başlamasından 3-10 gün sonra ölüm meydana gelir.
    Köpeklerde görülen leptospira olgularının büyük çoğunluğu L.canicola, L.icterohaemorrhaigae, L.ponoma tarafından yapılmaktadır. Bakteri idrar yoluyla atılır ve vücuda mukozalardan veya yara bere olan deriden girer. Hastalık insanlara da bulaşabilir. Hastalık yazın daha sık olarak görülür. Vücuda giren bakteri iç organlara gider ve 4-10 gün süren çoğalma dönemine girer. Bu dönemin sonunda; böbrekler etkilenebilir ve bunun sonucunda böbrek yetmezliği oluşabilir,
    Karaciğer etkilenirse sarılık, akut hepatit veya kronik aktif hepatit şekillenebilir;
    pıhtılaşma bozuklukları ortaya çıkabilir.

    Lösemi, (kan kanseri) ya da ilik kanseri olarak da bilinen bir hastalıktır. Kemik iliğinde kan yapımından sorumlu hücrelerin kanserleşmeleri sonucunda gelişir ve aslında tek bir hastalık değildir; çok değişik tipleri vardır. Kanserleşen ilik hücreleri sağlıklı kan üretmedikleri gibi, iliği istila etmek suretiyle sağlıklı kan üretebilecek hücrelere de yer bırakmazlar.
    Lyme hastalığı, insan ve hayvanlarda görülebilen ve kenelerle bulaştırılan (taşınan) bakteriyel bir hastalıktır. Bu hastalığa Borrelia burgdorferi bakterisi neden olmaktadır.
    Yüksek ateş ,iştahsızlık bitkinlik ,ani gelen şiddetli ağrılar ,davranış bozuklukları
    bilinç kaybı olabilir.
    Multipl miyeloma, bir kanser çeşididir. Plazma hücreleri denen bir beyaz kan hücresi türünü etkiler.
    Parkinson hastalığı, beyinde hareketlerimizden sorumlu olan hücrelerin ufak bir bölümünün hasara uğraması ve eksilmesi, dejenerasyon sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hücreler dopamin adı verilen kimyasal bir madde salgılar. Dopamin, bilgileri bir sinir hücresinden diğerine gönderir. Beyinde yeterli dopamin yapılamazsa hareket ve denge işlevleri etkilenerek Parkinson hastalığı belirtileri ortaya çıkar.
    Periferal nörit, sinir uçları iltihaplanması ile ilgili bir rahatsızlıktır.
    Raynaud Sendromu, el ve ayak parmaklarının soğuğa sunuk kalması nedeniyle ağrı ve uyuşuklukla birlikte soluklaşmasıdır. Dolaşım bozukluğu nedeniyle hastalık görülür. Genellikle bu hastalığın altında başka nedenler vardır. Bu nedenler bilinmiyorsa Raynaud’s sendromu adını alır. Sürekli sarsıntı yapan makinalarla çalışan işçilerde görülür.
    Sıtma, hastalık yapıcı bir parazit olan plazmodiumların, dişi anofel sivrisinekleriyle insanlara bulaşmasıyla yayılan ateşli bir hastalıktır. Batı dillerinde bu hastalık için ‘Malaria’ terimi de kullanılır ki bu İtalyancada ‘kötü hava’ anlamına gelir. Hastalığın en önemli belirtisi olan titremeyle yükselen ateş, plazmodiumun çeşidine göre değişik şekillerde olur. Çok eski zamanlardan beri bilinen bu hastalığın tanısının konulması kolaydır; ayrıca tedavisi de olasıdır.
    Tetanoz mikrobu, genellikle toprakta, nemli ortamda, ev-ameliyathane tozlarında, tuzlu suda, özellikle gübre içerisinde ve oksijensiz ortamda yaşayabilen, ısıya dayanıklı bir mikroptur. Vücuda çok küçük yara ve kesiklerden bile kolayca girebilen Tetanoz mikrobu, salgıladığı Tetanospazmin adlı “Tetanoz zehiri” ile omuriliğe ve sinir sistemine zarar vermekte ve gelişmiş tüm tedavi olanaklarına rağmen hala 10 hastadan 6’sının ölümüne yol açmaktadır.
    Türkçede travma yaralanma, incinme, anlamına gelmektedir. Travma sonrası stres bozuklugu (TSSB), DSM-IV’te, gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır yaralanma, bireyin fiziksel bütünlüğünü tehdit eden bir durumla karsilasmasi, böyle bir duruma tanik olma gibi agir travmatik olaylardan sonra ortaya çikabilen, özgül semptomlarla kendini gösteren bir tablo olarak tanimlanmaktadir. Semptomlar üç aydan kisa sürdügünde “akut”, daha uzun sürerse “kronik” TSSB adi verilir. Klinik açidan önemli bir özellik de travmatik yasantidan 6 aydan uzun bir süre sonra ortaya çikan tiplerdir. Bunlara, gecikmeli baslangiçli adi verilmektedir.
    Verem, (Tüberküloz) olarak da adlandırılan verem hastalığı insanlık tarihinin ilk çağlarından itibaren görülen en eski hastalıklardan birisidir. Verem esas olarak akciğerleri tutan ve bunun yanı sıra diğer birçok organda da yerleşebilen Mycobacterium Tuberculosis (Koch basili) mikrobunun oluşturduğu bir hastalıktır. Bağışıklık sistemi hücreleri savaşmalarına karşın mikropların tamamını genellikle öldüremez. Basiller akciğerlerde yuvalar oluşturmasına neden olur. Verem en çok omurga, kalça kemikleri, lenf bezleri, böbrekleri etkiler. Hastalığı, yalnızca akciğer veremi olan kişiler yayabilir. Bu kişilerin öksürmesi, konuşması ve hapşırması sonucu mikroplar damlacık şeklinde havaya atılırlar. Ortamda bulunan diğer sağlıklı kişiler havada asılı kalan bu mikropları soluk alırken akciğerlerine alırlar. Kaşık, çatal, bardak gibi eşyalardan hastalık bulaşmaz. Verem mikrobu vücuda girdikten sonra uzun süre hastalık yapmadan kalabilirler. Bu dönemde vücut tarafından oluşturulan verem mikrobu bulaştığını genellikle bilmez.
    Kaynak : http://www.isguvenligi.net


     
    emin pehlivan ve Ali Özkurt bu yazıya teşekkür etti.
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş



Yandex.Metrica